YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/14787
KARAR NO : 2015/29186
KARAR TARİHİ : 30.09.2015
Tebliğname No : 15 – 2011/345878
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 27/06/2011
NUMARASI : 2011/149 (E) ve 2011/186 (K)
SANIKLAR : R.. C.., E.. E..
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp,yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir.Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanık R.. C..’ın, Erol Tosun isimli kişiye ait kimlik bilgilerini içeren sahte nüfus cüzdanını kullanarak, sanık E.. E.. ile birlikte Akgüller Gıda Pazarlama Sanayi Ticaret Limited Şirketinin hisselerini devraldıkları, şirketi münferit imzası ile temsile yetkili kişinin sanık R.. C.. olduğu ve sanık R.. C..’ın şirket adına Fortisbank Beşiktaş Şubesinde çek hesabı açtırıp çek karnesi alarak, on bir adet çeki farklı kişilerle olan ticari ilişkilerinde kullandığı ancak çek bedellerinin keşide tarihinde çeki elinde bulunduran kişilere şirket hesabından ödendiği, bu suretle sanıkların iştirak halinde nitelikli dolandırıcılık ve sanık R.. C..’ın ayrıca resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda;
1- Sanık E.. E.. hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz incelemesinde,
Çekler üzerinde yapılan kriminal incelemede, keşideci imzalarının sanık R.. C.. eli ürünü olduğunun tespit edildiği ve sanık E.. E..’un, nitelikli dolandırıcılık suçunu gerçekleştirdiğine yönelik delil bulunmadığı anlaşılmakla, Sanık E.. E.. hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan beraat hükmünde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekili ile sanık R.. C..’ın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2- Sanık R.. C.. hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz incelemesinde,
a) Sanığın ifadesinde, mahkeme tarafından çek hesabı açmaktan yasaklandığı için, sahte kimlikle şirkete ortak olup şirket adına çek karnesi aldığını ancak ticari ilişkilerinde kullandığı tüm çek bedellerini ödediğini beyan ettiği, çek bedellerinin çeki elinde bulunduran cirantalara keşide tarihinde şirket hesabından ödendiğine dair belgelerin katılan Fortisbank tarafından dosyaya sunulduğu, bu haliyle olayda zarar bulunmadığı gibi sanığın temin ettiği maddi menfaat olmadığı anlaşılmakla, nitelikli dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmaması nedeniyle beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeksizin sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi,
b) Sanık R.. C.. hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet kararı kurulurken hükme esas alındığı belirtilen nüfus cüzdanı ve diğer belgelerinin asıllarının temin edilememesi halinde sahte olup olmadıklarının tespit edilemeyeceği ve onaysız fotokopiden ibaret olan bu belgelerin hukuki sonuç doğurmayacağı dikkate alınarak, sanıkların sadece aslı adli emanette bulunan on bir adet sahte çek nedeniyle resmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılmaları gerektiği, çekler üzerinde yapılan sahtecilikte ise aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdir ve tayininin hakime ait olduğu da dikkate alınarak, söz konusu sahte çeklerin mahkeme heyeti tarafından incelenip özelliklerinin zapta geçirilmesi, bu şekilde, sahtecilikte aldatma kabiliyeti bulunup bulunmadığının tespitinden sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile hüküm tesisi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ile sanık R.. C..’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.