YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/14896
KARAR NO : 2015/252
KARAR TARİHİ : 13.01.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık (değişen suç vasfına göre hırsızlık)
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
1-Katılanın yolda yürüdüğü sırada sanığın yanına geldiği ve katılana hitaben “ben terzi ..’ un oğluyum, oğluna borcum var, al şu parayı oğluna götür” diyerek katılana 70 TL para verdiği daha sonra sanığın cebinden yabancı paralar çıkartarak “o para yetmez, bunları da al” dediği, katılanın “ben yabancı para bilmem” diye karşılık verdiği bunun üzerine sanığın katılana “sen de bozuk para var mı?” diye sorduğu, katılanın üzerinde bulunan 950 TL parayı çıkarttığı, sanığın katılanın çıkarttığı parayı ve kendi vermiş olduğu paraları alarak “paraları bozdurup geleyim” diyerek gittiği ve bir daha gelmediği anlaşılan somut eylemin
dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hırsızlık suçundan hüküm kurulması,
Kabule göre de;
2-5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin 1. fıkrasının “c” bendinde yer alan hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğun, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar, üstsoyu ile diğer kişiler yönünden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar sürmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu endenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca ugyulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, aynı kanunun 326/son maddesi uyarınca cezanın miktarı itibariyle kazanılmış hakkın gözetilmesine, 13.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.