YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/15041
KARAR NO : 2015/29062
KARAR TARİHİ : 29.09.2015
Tebliğname No : 11 – 2012/32431
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 28/09/2011
NUMARASI : 2011/201 (E) ve 2011/269 (K)
SANIK : F.. A..
SUÇ : Dolandırıcılık, sahtecilik
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde,dolandırıcılık suçunun,Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, Kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır.5411 sayılı “Bankacılık Kanununun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır.Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur.Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı,kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir.Fiil,sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler,bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır.Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa, basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Sanığın, yetkilisi olduğu …….. Ticaret Ltd. şirketi adına katılan bankaya giderek 500.000 TL kredi kullanmak istemesi üzerine bankayla genel kredi sözleşmesi yaparak krediyi çektikten sonra bu krediye karşılık bankaya teminat olması maksadıyla alacaklısının kendisi olduğu, borçlusunun yapılan kriminal araştırmada imzası eli ürünü olmadığını tespit edilen A.. D.. olan, 10/01/2007 düzenleme, 30/05/2007 vade tarihli, 5.100 TL meblağlı, 10/01/2007 düzenleme, 30/03/2007 vade tarihli, 5.250 TL meblağlı, 10/01/2007 düzenleme, 30/04/2007 vade tarihli, 5.310 TL meblağlı üç adet bonoyu kredi borcuna mahsup edilmek üzere ciro ederek katılan bankaya verdiği iddia edilen olayda; borçlu imzası A.. D..’e ait olmayan bonoları verdiği gözetilerek eyleminin sahtecilik suçunu oluşturduğu ve krediyi aldıktandan sonra bonoları teminat olarak ve önceden doğan borca karşılık bankaya verdiği anlaşıldığından eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturmadığına dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ve katılanın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
6352 sayılı Kanun’un 100. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 324. maddesinin 4. fıkrasına eklenen “Devlete ait yargılama giderlerinin 21.07.1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 106. maddesindeki terkin edilmesi gereken tutarlardan (20,00 TL dahil) az olması halinde, bu giderin Devlet Hazinesine yüklenmesine karar verilir” şeklindeki hüküm dikkate alınmadan, toplam 9.70 TL yargılama giderinin sanıkdan tahsiline karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün görüldüğünden, hüküm fıkrasından yargılama giderlerine ilişkin bölümün çıkarılarak yerine “9.70 TL yargılama giderinin inceleme tarihi itibariyle 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 106. maddesindeki terkin edilmesi gereken tutardan (20,00 TL’den) daha az olması nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 324/4. maddesi gereğince hazine üzerinde bırakılmasına” denilmesi suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 29.09.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.