YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/15193
KARAR NO : 2015/30020
KARAR TARİHİ : 14.10.2015
Tebliğname No : 11 – 2012/56724
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 17/11/2011
NUMARASI : 2010/189 (E) ve 2011/393 (K)
SANIKLAR : C.. E.., S.. B..
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp,yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten süjelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanık C.. E..’ın verdiği talimatla sanık S.. B..’ın el yazısıyla alacaklı kısmına Çotlar Kereste ve bedeline 7.000 YTL yazdığı çekin arka yüzüne de ‘Çotlar Kereste-Zehra Çot’ isimli kaşeyi vurduğu ve imzaladığı, bu çeki iş yerine gelen sanık C.. E..’ın oğlu tanık C.. E..’a teslim ettiği, sanık C.. E..’ın sahibi ve sorumlusu olduğu ‘EC Ajans’ hesabına A.. Y..’in işlettiği Ay-Tu Turizm işletmesinden araç kiralandığı, kiralanan aracın bedeli olarak C.. E..’ın ciro ettiği çekin sanık C.. E..’ın talimatıyla katılan A.. Y..’e verildiği, A.. Y..’in Antalya Yapı ve Kredi Bankası Üçkapılar Şubesine tahsili için çeki ibraz ettiği, Yapı ve Kredi Bankası Güneşli Çarşı Şubesi Müdürlüğündeki Ö.. S..’ın hesabına kayıtlı ve keşidecisi Ö.. S.. – seri numarası 8858869 – keşide tarihi 30.08.2008, bedeli 7.000 YTL gösterilen çekin taklit yöntemiyle oluşturulduğunun saptandığı, çekin arka yüzündeki Çotlar Kereste-Zehra Çot kaşesi üzerindeki imzanın Zehra Çot’un eli ürünü olmadığının bilirkişi incelemesi ile tevsik edildiği belirtilerek, sanıklar C.. E.. ve S.. B..’ın, nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işledikleri iddia edilen olayda;
1)Dolandırıcılık suçu yönünden; sanıklardan C.. E..’un katılanın şirketinden kiraladığı araçlardan doğan borcuna karşılık olmak üzere verilen suça konu çekin borç doğumundan sonra verildiğinin anlaşılması karşısında, Yargıtay C.G.K’nın 03.03.1998 tarih ve 6/8-69 sayılı kararında açıklandığı üzere önceden doğmuş bir zarar veya doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunulması halinde zarar veya borç, kandırıcı nitelikteki davranışlar sonucu doğmayacağından dolandırıcılık suçunun oluşmayacağından suça konu çekin katılana önceden doğan borç nedeni ile sonradan düzenlenerek verilmesi sebebi ile, taraflar arasındaki uyuşmazlığın hukuki nitelikte olduğu, dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla, nitelikli dolandırıcılık suçundan beraat kararı verilmesi gerekirken sanıkların mahkumiyetine hükmedilmesi,
2)Resmi belgede sahtecilik suçu yönünden; belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdir ve tayini mahkemeye ait olduğu ve soruşturma aşamasında aldırılan bilirkişi raporu ile suça konu çekin ön kısmındaki bir kısım yazı ve rakamların fiziksel olarak silinmelerinden sonra tahrifen yazılmaları sonucu sahte olarak oluşturulduğu cihetle, adli emanette kayıtlı suça çek aslı getirtilip incelenerek özellikleri duruşma tutanağına yazılıp kambiyo senedi vasfını taşıyıp taşımadığı belirlenerek aldatma yeteneğinin ne şekilde oluştuğu karar yerinde tartışılmadan ve sanıkların mukayeseye elverişli imzalarının bulunabileceği kamu kurum ve kuruluşlar ile varsa hesaplarının bulunduğu bankalardan orijinal nitelikteki imzaları getirtilerek Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesi Başkanlığı’na gönderilerek söz konusu çek üzerinde sanıkların el ürünü bulunup bulunmadığına yönelik bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
5237 sayılı TCK’nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f), (j) ve (k) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde eğer suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli ise; o takdirde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacağı değerlendirilip 700 gün adli para cezasına hükmedildikten sonra, arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.