YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/15891
KARAR NO : 2015/30828
KARAR TARİHİ : 04.11.2015
Tebliğname No : 11 – 2012/32608
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 16/06/2011
NUMARASI : 2009/39 (E) ve 2011/210 (K)
SANIKLAR : K.. Y.., N.. K.., H.. Y..
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle,klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten süjelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanıklar H.. Y.. ve K.. Y.. Al alüminyum şirketinin ortağı ve yetkilileri oldukları, Nigar Yüksel’in de H.. Y.. ve K.. Y..’in yaptıkları eylem ve işlemlere bizzat katıldığı, suç tarihinden önce değişik adlarda şirket kurarak ve bu şirketlerin yönetici kadrosunda ve sahibi olarak ad değiştirmek suretiyle, suç tarihine kadar H.. Y..’in geldiği ve K.. Y.. de hem H.. Y..’in eşi hem de H.. Y..’in yaptığı eylem ve işlemlere katıldığı, Nigar Yüksel’in şirket ortağı olmadığı halde şirkette fiilen çalışan olup H.. Y..’in eylem ve işlemlerine katıldığı, sahte resmi evrak tanzimini birden fazla tarihlerde H.. Y..’in gerçekleştirdiği, yine elde edilen çekleride bankaya sunarak banka aracı kılınmak suretiyle aynı nitelikte bu işlemleri birden fazla tekrar ederek nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği, sanıkların katılan şirket ve yetkilileri tarafından mal alımı için verilen sonuç olarak 350.000 TL lik çeklerinin ödenmediği gibi karşılığında mal da verilmediği ve böylece atılı nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işledikleri iddia edilen olayda;
Tüm dosya kapsamı, tanık, katılan ve sanık anlatımları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, hazırlık aşamasında el konularak emanete alınan çeklerde herhangi bir sahteciliğin sözkonusu olmadığı, Yapı Kredi Çorlu Şubesi’ne ait 4 adet çekteki arka yüzdeki H.. Y.. adına atılı imza ve isim yazısının H.. Y..’in eli ürünü olduğu, Fortis Bank Davutpaşa Şubesine ait 2 adet çek fotokopisinin arka yüzündeki imzanın da H.. Y.. eli ürünü olduğu, sanığın katılan şirket ve yetkilileri tarafından mal alımı için verilen ve sonuç olarak 350.000 TL’lik bahsedilen çekleri de ödemedikleri karşılığında mal da vermedikleri, bu çekler konusunda taraflar arasında 18.01.2007 tarihinde protokol düzenlendiği, protokola aykırı olarak çeklerin tahsile verildiği iddiası varsa hukuk yollarının tüketilmesi gerekmekte olup aynı
zamanda çeklerle ilgili olarak menfi tesbit davasının açılabileceği, paravan şirket kurmak ve yönetmek sahte kaşe ile protokol imzalamak eylemlerinin sabit olmadığı, sanık Nigar Yüksel’in yazılı beyanında belirttiği iddiaların mahkumiyet hükmü kurmaya yeterli olmadığı bu nedenle taraflar arasındaki uyuşmazlığın hukuksal bir uyuşmazlık olduğu gerekçesine dayanan kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 04.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.