Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/15897 E. 2015/30800 K. 04.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/15897
KARAR NO : 2015/30800
KARAR TARİHİ : 04.11.2015

Tebliğname No : 11 – 2012/76398

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 30/12/2011
NUMARASI : 2011/67 (E) ve 2011/372 (K)
SANIK : Ü.. Ö..
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının,kamu meslek kuruluşlarının,siyasî parti,vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi,bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının,ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için,bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma,bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi,basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Olay tarihinde katılan ile mobilyacı olan sanığın ev mutfağını yapma konusunda anlaştıkları, katılanın sanığa 3 adet 300 TL bedelli senet verdiği, iş yapımı konusunda anlaşmazlığa düştükleri, sanığın kendinde bulunan senetleri icra takibine koyduğu, borcunu ödeyerek senetleri icradan alan katılan senetleri incelendiğinde 27/09/2009 tarihli 300 TL bedelli no:1 yazan senedin kendi imzaladığı senet olmadığını gördüğü, yapılan imza incelemesinde söz konusu senetteki imzanın katılan veya sanıağa ait olmadığının belirlendiği, katılanın şikayetçi olduğu, sanığın ise senetteki yazıların kendisine ait olduğunu kabul ettiği, imzanın ise katılana ait olduğunu ifade ettiği, böylece sanığın sahte senet düzenleyip icraya koymak suretiyle nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği iddia edilen olayda;
Tüm dosya kapsamına göre, sanıkla katılan arasında mutfak tadilatı için peşin alınan kısımdan ayrı olarak 1500 TL’lik her biri 300 TL’lik 5 senedin sıralı bir biçimde düzenlendiği,sıralı senetlerin 27/07/2009- 27/08/2009- 27/09/2009- 27/10/2009 ve 27/11/2009 düzenleme tarihlerini taşıdığı, katılan tarafından da (1) ve (5) nolu senetlerin verilmeyip; (2-3-4) nolu senetlerin sanığa verildiği, 27/08/2009 tarihli ve (2) sıra nolu senedin tutarının katılan tarafından ödendiği ve sanık tarafından kendisine teslim edildiği, katılanın da bu senedin köşesini yırtarak kendisinde muhafaza ettiği; 27/09/2009 tarihli ve (3) sıra nolu senet ile 27/10/209 tarihli (4) sıra nolu senedin katılan tarafından ödenmemesi üzerine, İzmir 6. İcra Müdürlüğünün 2010/740 sayılı takip dosyası üzerinden alacaklı sanık tarafından kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla vekili marifetiyle icra takibine girişildiği ve senetlerin icra takibi sonucunda ödendiği ve senetlerin 22/02/2010 tarihinde borçlu müşteki tarafından icra dairesinden alındığı, bu kez borçlu katılanın icra dairesinden almış olduğu senetlerden 27/09/2009 tarihli (3) sıra nolu senet ile birlikte kendisinde bulunan gerçekte 27/07/2009 tarihini taşıdığı anlaşılan (1) sıra nolu senedin ay hanesini (7) iken (9) yapmak suretiyle 05/03/2010 tarihinde İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğu, bilirkişi incelemesine göre de; (1) sıra nolu senetteki tahrifatın ay hanesinde yapıldığının belirlendiği, katılanın sunmuş olduğu belgelerdeki makbuzlar incelendiğinde de ödemelerin 2 nolu senet ve ekstra iş için yapılan ödemelere ilişkin olduğu, (1) sıra nolu senedin katılanda kaldığı ve (1) sıra nolu senetteki ay hanesini gösterir (07) ibaresinin (09) olarak değiştirilmiş oluşu ve katılanın kızı tanık Demet Kılınç’ ın beyanlarının yapılan (2) sıra nolu senet ve ekstra iş karşılığı olduğunun kabulü gerektiği, katılanın da gerçekte 3 değil 5 adet senet düzenlendiği konusundaki beyanları ile beraber icra takibinden senetlerin katılan tarafından alınışı ve müteakiben şikayetin icradan senetlerin alınmasından sonra yapılışı, sanığın savunmaları ışığı altında sanığın suç faili olmadığı gerekçesine dayanan mahkemenin kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 04.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.