YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/15933
KARAR NO : 2015/30613
KARAR TARİHİ : 02.11.2015
Karar No : 2015/30613
Tebliğname No : 11 – 2012/44182
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 15/09/2011
NUMARASI : 2010/526 (E) ve 2011/254 (K)
SANIK : M.. Ö..
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın yokluğunda verilen mahkûmiyet hükmünün sorguda verdiği en son adresi yerine başka bir adrese Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesi uyarınca yapıldığının anlaşılması karşısında, usulsüz olarak yapılan tebligatın geçersiz olduğu ve sanığın temyiz talebinin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilerek yapılan temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanığın çeki keşideye yetkili mağdur babası Abdulkadir’in bilgi ve rızası dışında katılana vermiş olduğu 10.01.2009 keşide tarihli ve …… numaralı 38.000 TL meblağlı keşide ettiği, çekin karşılıksız çıktığı olayda;
Sanığın babasının şehir dışında olması nedeniyle çeklerin distribütör firmaya gitmesi gerektiğinden işin aciliyetine binaen çek düzenleme yetkisinin olduğunu düşünerek çeki keşide ettiğini ve ….. Medikal Tic. Ltd. Şti’ye verdiğini, daha sonra çekin katılanın eline geçtiğini, çek karşılığı malları dahi almadığını savunması, Diyarbakır 8. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2009/541 Esas sayılı dosyasında tanık olarak dinlenen sanığın babasının işyerinde bulunmadığı sırada çeki kendisinin keşide ettiğini kabul etmesi, suça konu çekte lehdarın ….. Medikal Tic. Ltd. Şti. olarak gözükmesi, çek aslının ve arkalı önlü onaylı fotokopisinin de dosyada bulunmadığının anlaşılması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından çekin ne suretle katılanın eline geçtiği, hesap sahibi olan Abdulkadir’in zımni rızasının bulunup bulunmadığı, sanığın daha önce bu şekilde çek keşide edip etmediği ve bu çeklerin ödenip ödenmediği, çekteki lehdar şirket yetkilileri ile varsa ciro silsilesinde adı geçen şahısların dinlenerek, çek karşılığı ne surette menfaat temin edildiği hususları araştırılarak sanığın kısmi ödemeleri de dikkate alınıp suç kastı araştırılarak sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02/11/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.