YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/15943
KARAR NO : 2015/30904
KARAR TARİHİ : 05.11.2015
Tebliğname No : 11 – 2011/218391
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : Uşak Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 15/02/2011
NUMARASI : 2008/53 (E) ve 2011/32 (K)
SANIKLAR : O.. Ç.., M.. D..
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle,klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Şikayetçi Behçet’in (Alakent Unlu Mamülleri) T.E.B Bostanlı şubesinde açtırdığı hesaptan üretilip, kendisine teslim edilmiş çek karnesine dahil olduğu bildirilen suça konu 20.10.2007 keşide tarihli, 6941701 seri no.lu, 2.500 TL bedelli, hamiline düzenlenmiş (birinci cirantası Serkan Leylek görünen) ve 12.12.2007 tarihli ekspertiz raporuna göre, renkli yazıcı vasıtasıyla tamamen sahte oluşturulduğu ve aldatma kabiliyeti bulunduğu tespit olunan çek yaprağını, Kadem Makina (Mehmet-H.. D..)’nın işçisi tanık İ. Halil’e, yapılan pazarlık neticesinde alınan araç yıkama makinasının 29.09.2007 tarihli fatura bedeli karşılığı vermeleri, 64 DZ 440 plakalı araca yüklenerek götürülen malın sanık Mustafa’nın önceden tanıdığı olan katılan Yaşar’a peşin para karşılığı satılarak haksız yarar sağlayan sanıkların eylemlerinin TCK’nın 158/1-i (değişen vasfa göre 158/1-f) maddesinde tanımlanan “nitelikli dolandırıcılık” ve “resmi belgede sahtecilik” suçlarını oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
Gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirlenebilmesi amacına yönelik olarak; adli emanetin 2008/9 sırasına kaydolunan suça konu çek yaprağının aslına dosyada rastlanılamadığından, mahkemece de incelenip nitelikleri tutanağa geçirilmemiş olduğundan ve mevcut çek fotokopilerine bakıldığında, zorunlu unsur olan “keşide yerinin” varlığı-yokluğu hususunda tereddüte düşüldüğünden öncelikle çek yaprağının aslının denetime olanak verecek biçimde dosyada bulundurulması, mahkemece incelenip gözlemlenen niteliklerinin tutanağa geçirilmesi, sanıkların “araç yıkama makinasının” pazarlık sonucu tanık İ. Halil’den alınması aşamaları hakkında farklı anlatımlarda bulundukları, sanık Mustafa’nın Kadem Makina adlı işyerine hiç gitmediğini, pazarlık aşamasında bulunmadığını, makinayı alıp adı geçen sanığa çeki verenin kendisi olmadığını ve 10.01.2008 tarihli “Teşhis Tutanağında” teşhis edilemediğini savunması tanık İ. Halil tarafından 04.10.2007 tarihli “Teşhis tutanağında” işyerine birlikte gelen ve pazarlık yapan iki kişiden biri olarak sanık Osman’ın teşhis edilmesi karşısında, tanık ile sanık Mustafa’nın duruşmada yüzleştirilmesi, Envar Tekin hakkında tefrikle Uşak C. Başsavcılığının 2008/260 soruşturma no.suna kaydedilen evrak akıbetinin öğrenilmesi, aslından çoğaltıldığı ileri sürülen aynı çek yaprağının Ankara’da da kullanıldığı şikayetçi Behçet tarafından bildirilmekle; Ankara C. Başsavcılığından bu hususta bir şikayet başvurusunun olup olmadığının araştırılması var ise sonucunun öğrenilmesi, çek yaprağında birinci ciranta olarak gözüken Serkan Leylek’in (şikayetçi Behçet’in telefonla konuştuğunu söylediği) iddia ve savunmalar doğrultusunda beyanının alınması geretiğinde tanık İ. Halil ile yüzleştirilmesi işleminin yapılması, toplanan deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre sanıkların hukuki durumlarının ve suç vasıflarının tayin ve takdiri gerekirken eksik soruşturmayla yazılı biçimde hükümler kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık Osman müdafii ve sanık Mustafa’nın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 05.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.