Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/15984 E. 2013/13235 K. 16.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/15984
KARAR NO : 2013/13235
KARAR TARİHİ : 16.09.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık …’nın, 20/11/2012 tarihinde yüzüne karşı verilen hükmün 26/11/2012 tarihinde verdiği dilekçeyle onanmasını istediği; aynı sanığın bu kez 14/01/2013 tarihinde süre tutum dilekçesi verdiği, mahkemenin 05/02/2013 tarihli ek karar ile sanığın temyizinin süresinde olmadığı gerekçesiyle temyiz talebinin reddine karar verildiği, bu ek kararın sanığa tebliğ edilmesine rağmen sanığın temyiz talebinde bulunmadığı ve 31/01/2013 ve 18/02/2013 tarihli dilekçeleri ile yine hükmün onanmasını istediği dikkate alınarak sanık …’in herhangi bir temyiz talebinin bulunmaması karşısında, sanığın dilekçeleriyle ilgili temyiz incelemesi yapılmamıştır.
1-Sanık … ve müdafii ile sanık …’nın, haklarında verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanık …’nın, 20/11/2012 tarihinde yüzüne karşı verilen karara karşı 21/11/2012 tarihinde, müdafiinin ise 26/11/2012 tarihinde temyiz dilekçesi verdikleri, ancak sanığın 21/11/2012, 20/12/2012 ve 28/03/2012 tarihli dilekçeleri ile temyiz talebinden vazgeçtiği ve kararın onanmasını istediği, sanık müdafiinin ise yasal süresinde temyiz talebinde bulunmasına rağmen, müvekkilinin açık arzusuna aykırı olarak kararı temyiz ettiği, böylece sanığın, kendi temyiz talebinden vazgeçtiği, ayrıca müdafiinin temyiz dilekçesini verdiği tarihten sonra da temyiz talebinden vazgeçtiği; sanık …’nın, yüzüne karşı verilen hükme yönelik, 22/11/2012 ve 26/11/2012 tarihlerinde temyiz dilekçesi verdiği, ancak 31/01/2013 tarihinde temyiz talebinden vazgeçtiği ve kararın onanmasını istediği, daha sonra 14/01/2013 tarihli dilekçesi ile suçu işlemediğinin açıkça ortada olduğunu, 08/01/2013 tarihli dilekçesinde de verilen kararın … bir karar
olmadığını belirttiği, sanığın bu beyanlarının temyiz mahiyetinde olduğu; fakat bu dilekçelerinden sonra 11/02/2013 tarihli dilekçesi ile temyiz talebinden vazgeçtiği ve kararın onanmasını istediği anlaşılmakla, sanık … ve müdafii ile sanık …’nın bu temyiz dilekçeleri açısından, 5271 sayılı CMK’nın 266/1. maddesi gereğince dosyanın incelenmeksizin mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
2-Katılan … vekilinin, mahkumiyet kararlarına ve suçtan zarar gören … vekilinin, temyiz talebinin reddi kararına yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
…’nın, kendisine suça konu aracın satıldığı 3. kişi olduğu, bu aracı satın almak için de ödeme yaptığı, bu nedenle suçtan zarar görme ihtimalinin bulunduğu dikkate alınarak, usul ve yasaya aykırı olan ve davaya katılma talebinin kaldırılmasına ilişkin … 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 24/12/2012 tarihli ek kararının kaldırılarak ve 5271 sayılı CMK’nın 237/2 ve 238. maddeleri uyarınca … ve vekilinin davaya katılmasına karar verilerek ve hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu belirlenmek suretiyle yapılan temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Katılanın, 26/02/2012 tarihinde kendisine ait … plaka sayılı aracını satmak için Yenimahalle oto pazarına götürdüğü,
burada araca müşteri olduğunu söyleyen sanık … ile 36.000 TL’ye anlaştıkları, Pazartesi günü noterde görüşmek üzere birbirlerinden telefon alarak ayrıldıkları, akşam saatlerinde sanık …’nın diğer sanık …’in vermiş olduğu telefondan katılanı arayarak isminin Hacı olduğunu ve …’in kayınbabası olduğunu söyleyerek “ben bu aracı buna alacağım, sabah gel, paranı da vereceğim, Cemil’in hanımı hasta onu götürüp getirsin diye bu arabayı ona alıyorum” dediği, katılanın da, 27/02/2012 tarihinde sanık … ile buluştuğu, sanık …’in, 26/02/2012 tarihinde, katılanı sanık … ile görüştürmek üzere, iki günlüğüne kiralamış oldukları daireye götürdüğü, burada sanık …’ın elinde tesbih ve sakallı bir görüntü içinde olduğu halde, katılana “paran tamam” diyerek elindeki poşeti gösterdiği, paranın notere götürülmesi halinde kaybolabileceğini söylediği, katılan, sanık … ve …’ın kaynı … olduğunu söylenen sanık …’nın hep birlikte satış için notere gittikleri, sanık …’in dışarıda beklediği, katılan ile sanık …’in notere girerek satış işlemini gerçekleştirdikleri, sanık …’in noterde aracın devrini üzerine aldıktan sonra telefonla konuşuyormuş gibi yaparak katılana “annem hastaymış ben onu hemen yakındaki … ocağına götürüp geleceğim.” diyerek devrini az önce almış olduğu … plaka sayılı araca, dışarıda bekleyen diğer sanık … ile birlikte binerek gittikleri, noterde bekleyen katılanın, sanık …’in gelmemesi üzerine telefonla aradığı, sanık …’in” annem fenalaştı, Sincan Devlet Hastanesi’ne götürüyoruz, sen buraya gel dediği”, katılanın, parasının olmadığını söylemesi üzerine, taksiye binip gelmesini, parayı burda taksiciye kendilerinin vereceğini söylediği, olaydan şüphelenen katılanın ticari taksi ile Sincan Devlet Hastanesi’ne gittiği; ancak sanıkları bulamadığı, tekrar aradığında bu defa da ” kan verecek şahısları getiriyoruz” dediği, böylelikle kaçmak için zaman kazandıkları, katılanın sonraki aramalarında ise sanıklara ulaşamadığı, katılanın, sanıkların oturduklarını söyledikleri eve gittiğinde, evi iki günlüğüne kiraladıklarını öğrendiği, sanıkların suça konu aracı … iline götürdükleri, 28/02/2012 tarihinde … … 3. Noterliği’nde … isimli kişiye satışını yaptıkları, aynı gün bu kişi tarafından da suçtan zarar gören …’ya satıldığı, sanık …’in, aracın parasını verdikten sonra devrini aldığını belirttiği, diğer sanıkların da, olayla ilgilerinin bulunmadığını belirterek suçlamaları kabul etmedikleri, katılanın sanıkları ayrı ayrı teşhis ettiği, böylece sanıkların kamu kurumu olan noteri aracı kılmak suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda,
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasının usul ve yasaya uygun olması karşısında, tebliğnamedeki bu bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin tahkikat neticelerine uygun olarak tecelli
eden kanaat ve takdirine, tetkik olunan dosya içeriğine göre katılan … vekili ve suçtan zarar gören … vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; Ancak:
Noterlik bir kamu hizmeti olmasına rağmen, 5237 Sayılı TCK’nın 158/1-d maddesinde belirtilen kamu kurumu niteliğinde olmadığından, sanıkların katılana ait araca alıcı olup, katılanın güvenlerini kazandıktan sonra, notere götürüp katılanı bir şekilde ikna ederek, araç bedelini ödemeksizin aracın devrini kendi üzerine alıp parayı almadan kaçmak şeklinde gerçekleştirdikleri eylemin 5237 Sayılı TCK’nın 157/1 maddesi kapsamında basit dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurularak fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, katılan … vekili ve suçtan zarar gören … vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16/09/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.