YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/15985
KARAR NO : 2015/30844
KARAR TARİHİ : 04.11.2015
Tebliğname No : 15 – 2011/397248
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : Turgutlu 2. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 02/06/2011
NUMARASI : 2009/241 (E) ve 2011/434 (K)
SANIKLAR : A.. G.., D.. G..
SUÇ : Dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Suç tarihinde katılan İsmail’in kullanmış olduğu cep telefonunun sanıklar tarafından arandığı, kendilerini katılan İsmail’e, kardeşi Murat’ın asker arkadaşı olarak tanıttıkları, yine sanıkların katılana gömü altın bulduklarını ve paraya çevirmek için yardım istediklerini belirttiklerini, katılan İsmail’in kabul edip Turgutlu ilçesine geldiği, burada sanıklardan Ali ile buluşup numune alarak Bursa iline döndüğü, burada numune olarak verilmiş altının gerçek ve tedavül eden altın olduğunu öğrenmesi ile katılan İsmail’in kayın babası diğer şikayetçi Muhlis’e durumu anlattığı ve her iki şikayetçininde altın almayı kararlaştırdıkları, birlikte 18.000-YTL temin edip suç tarihinde Turgutlu ilçesine geldikleri, burada sanıkların şikayetçileri karşıladıkları, sanıklardan Davut’un şikayetçilerden parayı alıp annesine saydırmak ve altını getirmek amaçlı ayrıldığı, bir süre sonra sanık Davut’un diğer sanık Ali’yi aradığı, sanık Ali’nin de şikayetçilere altınları teslim edeceğiz deyip bir evin yanına gittiklerini, burada katılan İsmail’e sahte altınları verdikleri ve hızlıca kaçtıkları, sanıkların tüm bu aşamalarda gerçek isimleri dışında isim kullandıkları, şikayetçilerin altınların sahte olduğunu öğrendikleri, bu suretle sanıkların dolandırıcılık suçunu işledikleri iddia edilen olayda;
Dosya kapsamına göre, sanıkların olay zamanı, katılanı cep telefonu ile arayarak, ellerinde altın olduğunu, bunu kendisine satabilecekleri yönünde teklifte bulunduğu, katılanın da şikayetçi kayınbabası ile birlikte hareket ederek ortaklaşa buldukları para ile Turgutlu’ya geldikleri ve sanıklarla buluştukları, pazarlık neticesinde 18.000 TL ye anlaşarak bu tutarı sanıklara verdikleri, sanıkların hileli hareketlerle bir şekilde katılan ve şikayetçinin yanından parayla birlikte ayrıldıkları ve bir daha gelmedikleri gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından, TCK’nun 53/1-c maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılıp yerine, “Sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” cümlesi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04.11.2015 tarihinde oy birliği ile karar verildi.