Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/16386 E. 2014/6026 K. 01.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/16386
KARAR NO : 2014/6026
KARAR TARİHİ : 01.04.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur.Bu bakımdan,söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder.Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
5237 sayılı TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde,265. maddesi ile düzenlenen;“Görevini Yaptırmamak İçin Direnme”suçuyla korunan hukuki yarar,kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta,kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu,seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir
ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için,öncelikle engellenmek istenen işin O kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil,görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle,kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse,fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır.
Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeğe elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Somut olayda; … İlköğretim okulu yanında kavga olduğunun anons edilmesi üzerine olay yerine intikal eden görevli polis memurlarının, şahısların kimlik bilgilerini alarak sorgulama yaptıkları esnada, sanığın müşteki polislere hitaben “siz kim oluyorsunuz da size kimlik vereceğim” diyerek kimlik sorgusu yapmalarını engellediği, müştekilere saldırarak basit tıbbi müdahale ile iyileşebilecek derecede yaraladığı, ayrıca polis aracının sağ yan arka camına kafasıyla vurarak kırmak suretiyle zarar verdiği anlaşılmakla atılı suçların sübut bulduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 02.03.2010 tarih ve 2009/9-259 Esas, 2010/47 Karar sayılı kararına göre, görevi yaptırmamak için direnme suçunun, birden fazla polis memuruna karşı cebir ve şiddet gösterilerek hukuksal anlamda tek bir fiil ile gerçekleştirilmesi nedeniyle aynı nev’iden fikri içtimaın koşulları gerçekleşmiş bulunduğundan tayin olunan cezaların zincirleme suç hükümleri gereğince, 5237 sayılı TCK’nın 43/2. maddesi ile arttırılması gerektiği gözetilmemesi ve görevi yaptırmamak için direnme suçunun, haklarındaki evrak yaş küçüklüğü nedeniyle tefrik olunan suça sürüklenen çocuklar ile birlikte birden fazla kişi ile işlediğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında atılı suçtan temel ceza belirlendikten sonra TCK’nın 265/3. maddesi uyarınca artırım yapılmadan, eksik ceza tayin edilmesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 01.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.