YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/16449
KARAR NO : 2015/30834
KARAR TARİHİ : 04.11.2015
Tebliğname No : 15 – 2012/26027
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : Serik 1. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 18/10/2011
NUMARASI : 2011/66 (E) ve 2011/363 (K)
SANIKLAR : R.. K.., T.. S.., T.. A..
SUÇ : Dolandırıcılık, görevi kötüye kullanma, tehdit
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin,onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi,verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Sanık T.. A..’ın kendi adına kayıtlı 07 YCV 61 plakalı aracını satması konusunda tanık M.. D..’e vekaletname verdiği, M.. D..’in de bu vekaletnameye dayanarak aracı noterde yapılan satış sözleşmesi ile 07/01/2008 tarihinde katılana sattığı ancak M.. D..’den alacağını tahsil edemeyen sanık T.. A..’ın, 11/01/2008 tarihinde M.. D..’i azlettiği ve M.. D.. aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde alacak davası açarak araç üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep ettiği, mahkemenin 14/01/2008 tarihinde araç üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verdiği, Serik İlçe Emniyet Müdürlüğünde görevli polis memuru sanık T.. S..’nin, katılana polis merkezine gelmesi konusunda haber göndermesi üzerine katılanın polis merkezine gittiği, sanık Tamer’in, katılana aracın sahte evraklarla satıldığını söyleyerek katılandan aracın anahtar ve ruhsatını istediği, bunun üzerine katılanın araca ait anahtar ve ruhsatı verdiği ancak daha sonra yaptığı araştırmada, satışın sahte belgelerle yapılmadığını öğrenmesi üzerine sanık Tevfik’in akrabası olan sanık R.. K..’i arayarak aracın kendisine teslim edilmesini istediği, sanık R.. K..’in telefonda görüştüğü katılana “Bu araba bizim 4.500 TL verirsen, bu arabayı ancak alırsın, yanına gelmeyeyim, benim canımı sıkma” dediği, bu suretle sanık T.. A..’ın dolandırıcılık, T.. S..’nin görevi kötüye kullanma ve sanık R.. K..’in tehdit suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda; katılanın, sanık T.. A.. tarafından verilmiş geçerli vekaletname ile suça konu aracı M.. D..’den noter vasıtasıyla satın aldığı, M.. D..’in satış tarihinde yetkili olduğu ve satıştan sonra azledilmesinin satışı geçersiz hale getirmeyeceği ancak sanıkların suçlamayı kabul etmeyen ifadeleri, sanık T.. S..’nin diğer sanıklarla bağlantısı bulunduğunun tespit edilememesi ve sanıkların mahkumiyetlerine yeterli delil bulunmaması karşısında, sanıklar hakkında kurulan beraat kararlarında isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 04/11/2015 tarihinde, sanıklar R.. K.. ve T.. A.. hakkında verilen beraat kararlarında oybirliği ile, sanık T.. S.. hakkında verilen beraat kararında oyçokluğu ile karar verildi.
Karşı oy;
Karşı oyun konusu, sanık Tamer’e isnat edilen görevi kötüye kullanma suçunun sübut bulup bulmadığına ilişkindir.
Katılan Kahraman, iddianamede sözü edilen aracı vekâletnamesi bulunan M.. D..’den usulüne uygun biçimde noterden satın almıştır.
Daha sonraki bir tarihte Uncalı Polis Karakolundan şahit Hülya’nın evine polislerin geldikleri, damadı katılan Kahraman’ın satın aldığı söz konusu aracın dolandırıcılıkla alındığını, aracın elinde bulunduğu an tutuklanacağını, verdikleri telefonu aramaları gerektiğini söyledikleri, bu telefonu şahidin aramak isterken kendisini Serik Polis Karakolundan polis memuru olarak tanıtan bir kişinin telefonla aradığı, bu karakola gitmeleri gerektiğini ve arabayı getirmeleri gerektiğini söylediği, katılan ile şahidin Serik Polis Karakoluna gittiklerinde kendilerini telefonla arayan sanık Tamer’in satış sözleşmesinin sahte olduğunu söyleyediği ve sanık Tamer’in isteği üzerine aracı, anahtarını ve ruhsatını verdikleri, sanık Tamer’in T.. A..’ın avukatını aradığı ve avukatın yanlarına geldiği, polisin aracın ruhsatını ve anahtarını avukata teslim ettiği, bu şekilde bir suç ihbarıyla ilgili olarak sanık Tamer’in polis karakolunda görevi kapsamında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, usulüne uygun bir biçimde satın alan katılandan aracı, anahtar ve ruhsatını alarak anılan avukata verilmesini sağlayarak katılanın mağduriyetine neden olduğu, böylece sanık Tamer’in üzerine atılı bulunan TCK’nın 257/1. maddesi kapsamında görevi kötüye kullanma suçunun unsurlarının oluştuğu ve sübuta erdiği, dosya kapsamına ve oluşa uygun katılanın ve şahit Hülya’ın beyanları ile anlaşılmış olduğundan bu yönden kararın bozulması gerekirken sanık Tamer yönünden verilen Sayın Çoğunluğun onama yönündeki kararına katılamıyorum.