Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/16810 E. 2014/6960 K. 14.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/16810
KARAR NO : 2014/6960
KARAR TARİHİ : 14.04.2014

Tebliğname No : 9 – 2011/322303
MAHKEMESİ : Antalya 5. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 02/05/2011
NUMARASI : 2010/504 (E) ve 2011/298 (K)
SUÇ : Mala zarar verme

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan,söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Sanığın, kendi evlerinin önüne gelen şikayetçiye ait …….. plaka sayılı araca taş atmak suretiyle zarar verdiği, böylece mala zarar verme suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık, şikayetçi ve tanık beyanları, görgü ve tespit tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre, suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, o yer Cumhuriyet savcısının sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih, 2008/11-250 Esas ve 2009/13 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarının varlığı halinde, mahkemece bu hususun, diğer kişiselleştirme hükümlerinden önce ve re’sen değerlendirmesi gerektiği dikkate alınarak, bu kurumun uygulanmasından sonra 5237 sayılı TCK’nın 51. maddesi gereğince, sanığın cezasının ertelenmesine karar verilemeyeceği gözetilmeden hem hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına hem de cezanın ertelenmesine dair hüküm kurulması, ayrıca, daha sonra da zararın giderilmediği gerekçesiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmek suretiyle hükümde çelişki yaratılması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.