Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/17847 E. 2015/31111 K. 11.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/17847
KARAR NO : 2015/31111
KARAR TARİHİ : 11.11.2015

Tebliğname No : 11 – 2011/224025

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 25/10/2010
NUMARASI : 2010/261 (E) ve 2010/285 (K)
SANIKLAR : İ.. Ö.., A.. K.., R.. S..
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen,Kamu kurum ve kuruluşlarının,kamu meslek kuruluşlarının,siyasî parti,vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi,bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının,ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için,bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma,bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanıklar A.. K.. ve R.. S..’ın, katılana 14.000 TL borçları olduğu ve bu borç için katılana, tapu kaydı sanık İ.. Ö.. adına kayıtlı taşınmazı borç ödeninceye kadar satmayı, borç ödendikten sonra ise taşınmazı geri almayı teklif ettikleri, katılanın kabul ederek sanıklarla ……… Tapu Sicil Müdürlüğünde buluştuğu, sanıkların taşınmazın asıl değerinin 100.000 TL olduğunu ancak geri almak kaydıyla sattıkları için güvence amacıyla katılandan 15.000 TL vermesini istedikleri ve taşınmazı katılana göstermedikleri, tapu senedinin üzerinde taşınmazın niteliğinin mesken olarak belirtilmesi nedeniyle katılanın sanıklara güvenerek 10.000 TL ve 5.000 Dolar parayı sanık R.. S..’a verdiği, tapu işlemlerinin tamamlanmasının ardından, katılanın satın aldığı taşınmaza gittiğinde arsa üzerinde mesken bulunmadığını, sanıkların kendisine değeri 5.000 TL olan kooperatif hissesini sattıklarını öğrendiği, bu suretle sanıkların Tapu Sicil Müdürlüğü aracı kılınmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda; sanıkların ifadeleri, katılan beyanı, tapu senedi ile tüm dosya kapsamına göre, katılanın satın aldığı taşınmazın niteliğini ve değerini basit bir araştırmayla öğrenmesinin mümkün olması ve satış işleminin belediye ile tapu idaresindeki resmi işlemler gerçekleştirilerek usulüne uygun olarak yapılmış olması karşısında, olayın hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu gerekçesine dayanan beraat kararlarında isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanın temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 11/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.