YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/180
KARAR NO : 2014/14153
KARAR TARİHİ : 09.09.2014
Tebliğname No : 11 – 2011/8658
MAHKEMESİ : Ankara 25. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 22/10/2010
NUMARASI : 2009/133 (E) ve 2010/1211 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; şikayetçinin E.. Ayakkabı isimli işyerini satmak için gazetelere ilan verdiği, sanık ile şikayetçinin satış konusunda anlaştıkları, 28/04/2008 tarihinde dükkan devir sözleşmesi tanzim ettiklerini, sözleşmeye göre; işletmenin devir fiyatını 70.000.00 TL olarak belirledikleri, sanığın işletmeyi fiilen teslim aldıktan sonra 5.000.00 TL‘lik peşinat dahil hiçbir ödeme yapmadığı gibi işletme içerisinde bulunan yaklaşık 30.000.00 TL değerindeki ayakkabıları da alarak ortadan kaybolduğu, işletmeyi devir alırken şikayetçiye vermiş olduğu senetlerin bedelini ödemediği, bu suretle dolandırıcılık suçunu işlediği anlaşılmakla,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-İddianame ile talep edilmediği halde, ek savunma hakkı tanınmadan sanık hakkında TCK’nın 58. maddesinin uygulanması suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 226. maddesine muhalefet edilmesi,
2-Sanığın adli sicil kayıtlarına göre TCK’nın 58. maddesi uyarınca tekerrür hükmünün uygulanması karşısında, bahse konu ilamın kesinleşme ve infaz tarihlerini içerir şekilde onaylı suretlerinin dosya arasına getirtilip incelendikten sonra tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.