YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/18312
KARAR NO : 2013/16094
KARAR TARİHİ : 30.10.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik, 213 sayılı Vergi Usul Kanununa muhalefet
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
… Defterdarlığı Vergi Denetmenleri Birim Başkanlığınca düzenlenen 08/02/2007 tarihli vergi tekniği raporuna göre, … ilçesinde … vergi sicil numarası ile zahirecilik yapmak üzere dükkan açan sanık … hakkında yapılan inceleme sonucunda, sanığın herhangi bir mal teslimi olmaksızın piyasaya komisyon karşılığında müstahsil makbuzu düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettirdiği, basımını yaptırdığı belgeleri, belirli bir komisyon karşılığında düzenleyerek komisyon geliri elde ettiği, dolayısı ile düzenlediği müstahsil makbuzlarının tamamının gerçeği yansıtmayan sahte ve
muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgeler olduğu görüşünün belirtildiği; hububat üreticisi olan sanıkların bu durumu bilerek sanık …’dan belirli bir komisyon karşılığı temin ettikleri müstahsil makbuzlarını bağlı bulundukları Tarım Kredi Kooperatiflerine ibraz etmek suretiyle esasları 2006/11184 sayılı Bakanlar Kurulu kararında açıklanan hububat destekleme primi ödemesi almak üzere başvuru yaptıkları, böylelikle sanık …’ın nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik, 213 sayılı Vergi Usulü Kanununa muhalefet etmek, müstahsil sanıkların ise nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarını işledikleri iddia edilen olayda;
1) Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, müstahsil sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından verilen beraat kararlarına yönelik temyiz isteklerinin incelenmesinde;
a) Katılan 2565 sayılı … … vekilinin yokluğunda verilip kendisine 16/01/2013 tarihinde tebliğ olunan 12/12/2012 tarihli beraat hükmüne yönelik, yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 25/01/2013 tarihli temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
b) Sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … hakkında verilen beraat kararına yönelik temyiz isteği ile ilgili incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği,
mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için,eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde;
Müstahsil sanıkların aşamalardaki istikrarlı beyanlarında 2006 yılında yaptıkları hububat üretimi neticesinde mahsullerini sanık … Kemal’e satıp paralarını aldıklarını söylemeleri, yapılan bilirkişi incelemesinde alınan rapor ile ek rapora göre, müstahsil sanıkların destekleme primi için yaptıkları başvurulara esas müstahsil makbuzlarında belirtilen ürün miktarının sanıkların taşınmazlarından elde edilebilecek ortalama ürün miktarı ile uyumlu olduğu görüşünün aktarılması, dosya kapsamına göre müstahsil sanıkların bahsi geçen müstahsil makbuzlarındaki ürünü sanık … Kemal’e sattıklarının aksine delil bulunmaması karşısında, mahkemece sanık …’ın nitelikli dolandırıcılık suçundan, müstahsil sanıkların tamamının ise nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından beraatlarına karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
c) Sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … müdafiinin temyiz isteğinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1136 sayılı Kanunun 168 ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13.maddesinin 5.fıkrası uyarınca, beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanıklar lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasına “Sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve …’ın kendilerini vekil ile temsil ettirdikleri anlaşıldığından, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre 2.400,00 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanıklara verilmesine” fıkrasının eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2) Sanıklar …, … ve … hakkında nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından verilen beraat kararlarına, sanık … hakkında özel belgede sahtecilik ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununa muhalefet etmek suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
a) Sanık …’ın 16/05/2008, sanık …’ın 23/06/2009, sanık …’un 17/06/2013 tarihinden vefat ettiklerinin UYAP’tan temin edilen nüfus kayıtlarından anlaşılması karşısında; haklarında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 64/1. maddesi uyarınca düşürülmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
b) İlgili vergi dairelerince yapılan incelemede, sanığın 2006 yılında hububat satışına ilişkin olarak … Petrol … Ltd Şti adına düzenlediği beş adet, … Gıda … AŞ adına düzenlediği yedi adet, … Gıda … Ltd Şti adına düzenlediği altı adet faturanın anılan firmaların defter ve kayıtlarında bulunmadığının tespit edilmesi şeklindeki eyleminin yalnızca 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 359/a-2 madde ve bendinde yazılı suçu teşkil ettiği gözetilmeden ayrıca özel belgede sahtecilik suçundan da hüküm kurulması,
c) 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 367 maddesi uyarınca sanık hakkında anılan kanununun 359/a-2 madde ve bendinde yazılı suçtan mütalaa verilmesine rağmen hakkında mütalaa bulunmayan bahsi geçen kanununun 359/b madde ve bendinden uygulama yapılması,
Kabule göre de,
d) Suç tarihinde yürürlükte bulunan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 359/b madde ve bendinde “on sekiz aydan üç yıla kadar hapis cezası” öngörüldüğü gözetilmeden temel cezanın dört yıl olarak belirlenmesi suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
e) Sanık … hakkında mahkumiyet hükmü kurulmuş olması karşısında, kamu davasında kendisini vekille temsil ettiren katılan kurum lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince vekalet ücretine karar verilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ile sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.