Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/1847 E. 2013/4538 K. 12.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1847
KARAR NO : 2013/4538
KARAR TARİHİ : 12.03.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın yokluğunda verilen mahkumiyet hükmünün, yargılama sırasında bildirdiği adresinden ayrılmış olması nedeniyle 30.12.2008 tarihinde bu adrese tebliğ edilemediği, kararın aynı adrese 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35. maddesine göre tebliğ edildiği ve kesinleştirildiği, ancak UYAP kayıtlarına göre sanığın 14.12.2008 ve 21.01.2009 tarihleri arasında başka bir suçtan tutuklu olarak cezaevinde bulunduğu anlaşılmakla; sanığa yapılan tebligatın usulsüz olduğu anlaşılmakla; sanığın 05.10.2009 tarihli eski hale getirme ve temyiz talebi isteğinin haklı, temyizin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilerek, temyize ilişkin eski hale getirme istekleri hakkında karar verme görevi Yargıtay’ın ilgili dairesi olduğundan, mahkemece verilen 15.10.2009 tarihli temyiz talebinin reddine dair ek kararın yok hükmünde sayılarak yapılan temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, çocukluktan beri tanıdığı katılanı arayarak kendisiyle görüşmek istediğini söylediği, buluştuklarında kontör işi ile uğraştığını, bu işin karlı bir iş olup kendisinin de bu işi yapması halinde rahatlayacağını söyleyerek iş teklifinde bulunduğu, katılanın sanığa güvenerek teklifini kabul ettiği, bir süre sonra sanığın katılanı telefonla arayarak, ortakları ile tanıştırmak istediğini ve kontör alacaklarını söylediği, bunun üzerine Afyonkarahisar’a gelen katılanın, sanığa 2.500 TL para verdiği, birlikte taksi ile … … geldiklerinde sanığın, “abi sen kutuları bekle, ben kontörleri alıp geleyim ” diyerek parayı alıp gittiği ve bir daha gelmediği sabit olmakla dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Mahkemece, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin “1/c,e” bentlerinde sayılan hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmemiş ise de; sanığın kasıtlı olarak işlediği suç nedeniyle belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasının hapis cezasının kanuni bir sonucu olması karşısında, infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 12.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.