Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/18738 E. 2014/10122 K. 22.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/18738
KARAR NO : 2014/10122
KARAR TARİHİ : 22.05.2014

Tebliğname No : 9 – 2011/391270
MAHKEMESİ : Pütürge Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 10/06/2011
NUMARASI : 2008/25 (E) ve 2011/69 (K)
SUÇ : Nitelikli mala zarar verme, kasten yaralama

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan,söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Geçmişte Teluşağı köylülerinin ortak kullanımında olduğu söylenen ve fakat İstanbul’da ikamet eden müştereklerden M.E. T. (sanığın babası), İmmihan Taşoğlu’nun sözlü izinleri ile özellikle kış aylarında şikayetçinin abisi H. kullanmasına imkan tanınan ve kaynağından plastik boru bağlantısı ile yaklaşık on yıldır evinde rızasız bu suyu kullanan katılanın, kendilerinin de kaynakta hakları olduğunu, bu nedenle şebeke çekip suyu kullanmak istediklerini söyleyen sanık ve diğerlerinin şebeke döşemek için kazı yapmak amacıyla kaynak başına gittiklerinde onlara engel olması üzerine çıkan tartışmada; sanığın elindeki tahra ile şikayetçinin sırt sağ bölgesine ve sağ baldır bölgesine vurması, kaynaktan katılanın evine giden hortumu bağlantı yerinden çıkarıp yaklaşık 2,5 m. uzunluğundaki bölümü kesmesi eyleminin “nitelikli mala zarar verme”; “kasten yaralama” suçlarını oluştruduğu iddia edilen somut olayda;
Sanığın aşamalardaki değişmez anlatımlarında genel olarak; su kaynağının müşterek olduğunu, şikayetçinin tek başına sahiplenmesinin kabul edilmez olduğunu bu amaçla bir araya gelinip muhtar ve ihtiyar heyetinin de bilgisi dahilinde su müştereklerine şebeke döşeme imece çalışmalarına engel çıkardığı için tartışmanın vukubulduğunu ve fakat atılı suçları işlemediğini savunması ve tanık H.. K..’nın 17/10/2007 tarihli jandarma ifadesinde şikayetçinin sanığın annesi ve eşine küfür etmesi nedeniyle “tahranın arkası ile” vurduğunu söylemesi karşısında; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenebilmesi amacına yönelik olarak; öncelikle suç kaynağının kullanımına ilişkin iddia ve savunmaların netleştirilmesi için köy muhtarlığı ve ihtiyar heyetince alınmış bir karar olup olmadığının sorulması, sanığın babası, M.E. ile su müştereklerinden olduğu söylenen İ. T. ve bu kişilerden kış aylarında suyu kullanma iznini sözlü olarak aldığı söylenen katılanın abisi Hasan’ın ve sanığın temyiz dilekçesinde belirttiği kişilerin usulünce tanık sıfatıyla dinlenmeleri, şikayetçi için alınan raporda 4 ve 5 cm’lik darp izlerinin “kesici alet yaralanması” izleri olup olmadığı husunda oluşan tereddütün ortadan kaldırılması, sanık hakkında yüklenen her iki suç açıcısından da TCK’nın 29. maddesinin uygulanabilirliğinin hüküm gerekçesinde tartışılması, toplanan deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik soruşturma ile yazılı şekilde kararlar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.