YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/18793
KARAR NO : 2014/9880
KARAR TARİHİ : 20.05.2014
Tebliğname No : 9 – 2011/409519
MAHKEMESİ : Tarsus 4. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 17/10/2011
NUMARASI : 2011/114 (E) ve 2011/549 (K)
SUÇ : Mala zarar verme
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Somut olayda; sanık ile katılan A.. B..’ın evli oldukları, ancak aralarında çıkan problemler nedeni ile ayrı yaşadıkları, suç tarihinde aralarındaki sorunları konuştukları sırada konuşmanın tartışmaya dönüştüğü, A.. B..’ın sanığı basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladığı, sanığın da katılana ait aracın sağ sinyal silecek kolu ile katılanın gözlüğü kırmak suretiyle mala zarar verme suçunu işlediği anlaşılmakla;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Suç tarihi itibariyle resmi nikahlı evli görünen sanık ve katılanın, soruşturma ve yargılama aşamalarında verdikleri ifadelerinde “…ailevi problemlerimiz olduğu için bir süredir ayrı yaşamaktayız…” şeklindeki beyanları nazara alınarak; suç tarihinde eşler arasında “yargısal fiili ayrılık kararı” verilmiş olup olmadığının kesin surette saptanarak 5237 sayılı TCK’nın 167/1-a maddesine göre, “haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin zararına suçun işlenmesi halinde ilgili akraba hakkında ceza verilmeyeceği” hükmü ile aynı kanun maddesinin 2. fıkrasındaki; haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşlerden birinin zararına olarak bu suçun işlenmesi halinde ilgili akraba hakkında verilecek ceza yarısı oranında indirilir “hükmü de gözetilerek, sanık ve katılan hakkında ayrılık kararı verilip verilmediği araştırılıp, haklarında şahsi cezasızlık ve cezada indirim düzenleyen 5237 sayılı TCK’nın 167. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasından sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle hüküm kurulması,
Kabule göre;
1-Katılan A.. B.. ile sanık arasında çıkan karşılıklı mala zarar verme ve kasten yaralama eylemlerinde ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının tespit edilemediğinin kabul olunması karşısında, sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2-TCK’nın 151/1. maddesine göre tayin edilen 4 ay hapis cezası aynı kanunun 62. maddesine göre 1/6 oranında indirildikten sonra tekrar hapis cezası olarak belirtilmesi yerine, 3 ay 10 gün adli para cezasına hükmedilmesi ve bu cezanın ertelenmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.