YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1889
KARAR NO : 2014/17736
KARAR TARİHİ : 30.10.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; . ..A.Ş.’nde 15/07/2002 tarihinden itibaren “komisyon karşılığı kapıdan satış uygulamasıyla pazarlama yapan” satış temsilcisi olarak çalışmaya başlayan sanığın; şirket yönetlim kurulunun 31/05/2005 tarihinde alındığı bildirilen kararı sonrası … Noterliğince düzenlenen 17/06/2005 tarihli ihtarnamesiyle satış temsilciliği sıfatının sonra erdirilmesi ve satış amacıyla yed’inde bulunan şirkete ait emanet ürünlerin (veya karşılığı bedellerinin) ihtarın tebliğinden itibaren üç gün içinden iadesi istendiği halde, Kartal 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin (Yargıtay 3. Hukuk Dairesince 06/07/2010 tarihli ilamıyla onanmış) 04/02/2009 tarih ve 2005/996 Esas; 2009/51 Karar sayılı dosyasına sunulan 20/09/2007 ve 10/07/2008 tarihli bilirkişi raporuna göre; takip tarihi olan 03/08/2005 tarihli bilirkişi raporlarına göre; takip tarihi olan 03/08/2005 tarihi itibariyle yed’indeki 163 adet ürünü (bedellleri ; 2.682 TL) iade etmemesi eyleminin “nitelikli güveni kötüye kullanma” suçunu oluşturduğunu takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında aşağıdaki bozma nedeni dışında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine ancak;
Temel hapis cezası alt sınırdan takdir ve tayin olunduğu halde; aynı gerekçelere dayanılarak, adli para cezasının belirlenmesine esas alınan temel tam gün birim sayısının asgari hadden uzaklaşılarak belirlenmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin teyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak; yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu husususun aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hüküm fıkrasının birinci paragrafındaki “30”; ikinci paragrafındaki “25”; üçüncü paragrafındaki “500” rakamlarının çıkartılarak yerlerini sırasıyla “5”;”4″;”80″ rakamları yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 30/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.