Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/1904 E. 2014/18285 K. 06.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1904
KARAR NO : 2014/18285
KARAR TARİHİ : 06.11.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Bankanın araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Katılanlar … ve … vekili ile sanık müdafiinin temyiz dilekçelerinin içeriklerine göre, temyiz istemlerinin sanık hakkında 30.07.2009 keşide tarihli çekle ilgili olarak resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet ve nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararı ile 15.07.2009 tarihli çek ile ilgili olarak nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen beraat kararlarına yönelik olduğu belirlenip, bu hükümlerle sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de;“Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de,birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının,özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin,kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp,yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanığın, tuhafiye işiyle uğraştığı ve bu kapsamda katılan …’e mal satarak karşılığında katılandan …bank Kozan Şubesine ait 500 TL meblağlı çeki aldığı, akabinde katılandan almış olduğu çekte tahrifat yaparak 5000 TL bedelli bir çeke dönüştürdüğü ve mağdur …’a satın almış olduğu kumaş karşılığında verdiği, yine sanığın katılan …’na mal satarak karşılığında…bank Kozan Şubesine ait 750 TL meblağlı çeki aldığı, daha sonra bu çekte tahrifat yaparak 10.000 TL bedelli bir çeke dönüştürdüğü ve katılan …’e satın almış olduğu mal karşılığında verdiği, bu şekilde sanığın hileli hareketlerle haksız menfaat temin ederek üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda,
1-Katılan …’ün temyiz itirazlarının incelemesinde;
Katılanın yokluğunda verilen ve usulüne uygun olarak 05.10.2010 tarihinde tebliğ olunan 16.07.2010 tarihli beraat hükmüne yönelik, katılanın yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 08.11.2010 tarihli temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
2-Sanık hakkında 30.07.2009 tarihli çek ile ilgili olarak resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararı ile 15.07.2009 tarihli çekle ilgili olarak resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraat kararına yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Mahkemenin, 15.07.2009 tarihli çek yönünden resmi belgede sahtecilik suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı gerekçesine dayanan beraat kararı ile sanık savunması, katılan ile tanık ifadesi, ekspertiz raporu ve tüm dosya kapsamına göre 30.07.2009 tarihli çeke ilişkin resmi belgede sahtecilik suçunun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkumiyet kararında bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar … ve … vekili ile sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
3- Sanık hakkında 30.07.2009 tarihli çekle ilgili olarak nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararına yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanığın, katılan …’den aldığı 500 TL meblağlı çeki tahrif ederek 5000 TL bedelli çeke dönüştürdükten sonra mağdur … ‘dan mal satın alma husunda anlaştığı ve bu çerçevede mağdurun suça konu malı sanığa götürüp teslim etmesi için kamyon şoförüne verdiği, nakliye işini yapan kamyon şoförünün sözkonusu malı teslim ettikten sonra sanığın suça konu çeki aynı anda mağdura iletmesi için nakliyeci şahsa verdiğinin dosya içeriğinden anlaşılması karşısında, sanığın üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçunun sübuta erdiği ve önceden doğmuş bir borcun bulunmadığı gözetilmeden sanığın yüklenen suçtan mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatına kararı verilmesi,
4-Sanık hakkında 15.07.2009 tarihli çek ile ilgili olarak nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararına yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanık tarafından suça konu çekte yapılan sahteciliğin dolandırıcılık suçunun hile unsurunu gerçekleştirecek yoğunlukta olduğu, bu nedenle atılı suçun unsurları itibariyle oluştuğu dikkate alınarak, sanığın bankanın araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılanlar … ve … vekili ile sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.11.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.