Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/19105 E. 2015/31580 K. 30.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/19105
KARAR NO : 2015/31580
KARAR TARİHİ : 30.11.2015

Tebliğname No : 11 – 2012/125020

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 21/12/2011
NUMARASI : 2010/309 , 2011/488

SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik

Nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın, ….. Petrol isimli işyerinde çalışmadığı halde, bu yerde çalışıyormuş gibi sahte bir belge tanzim ettiği ve aldığı beyaz eşyalar için kullanmak üzere, söz konusu sahte belgeyi ilgili kredi kurumuna vermek suretiyle 4.800 TL kredi kullandığı ve bu krediyi de ödemediği, daha sonra yapılan incelemede; söz konusu belgenin sahte olduğu ve sanığın bu işyerinde çalışmadığının öğrenildiği, buna göre sanığın, özel belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda,
Suça konu belgenin ne şekilde sahte olduğunun belirlenmediği dikkate alınarak, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından; ilgili kredi kurumuna yazı yazılarak; sanık tarafından kendilerine belge aslının ibraz edilip edilmediği, söz konusu belgenin geçerli olup olmadığı hakkında bir inceleme yapılıp yapılmadığı, sanığa, salt bu belgenin ibraz edilmiş olması nedeniyle mi kredi verildiği hususlarının sorulması, söz konusu belgede adı geçen işyerinin gerçekte var olup olmadığının araştırılması, böyle bir işyeri bulunuyor ise, yetkililerinin dinlenerek, sanığın belirtilen tarihlerde, bu işyerinde resmi ya da fiili olarak çalışıp çalışmadığı, sahte olduğu iddia edilen ilgili belgenin kendileri tarafından düzenlenip düzenlenmediğinin sorulması ile buna dair belgelerin istenerek onaylı suretlerinin dosyaya konulması, adı geçen işyeri yetkilisi ile sanığın imza örneklerinin usulüne uygun olarak alınarak, mukayeseye elverişli belge asıllarıyla birlikte kriminale gönderilmek suretiyle, sahte olduğu iddia edilen belgedeki imzanın kime ait olduğunun kesin olarak belirlenmesi, sanığa atılı özel belgede sahtecilik suçuna konu teşkil eden belgenin aslının dosyaya getirtilerek, yapılan sahtecilikte aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdir ve tayininin hakime ait olduğu da dikkate alınarak, incelenip özelliklerinin zapta geçirilmesi, bu şekilde, sahtecilikte aldatma kabiliyeti bulunup bulunmadığının tespitinden sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile hüküm tesisi,
Kabule göre de;
a) Özel belgede sahtecilik suçundan verilen hüküm açısından; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/ 11-250 Esas ve 2009/13 Karar sayılı kararında da kabul edildiği gibi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde mahkemece kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararların esas alınması, manevi zararların bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği, olayda mağdurun tazminat talebi olmadığı gibi, dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde sanığa yüklenen sahtecilik suçundan doğan herhangi bir maddi zararının bulunmadığı da gözetilerek suç tarihinden önce kasten işlenen bir suçtan sabıkası bulunmayan sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 6. fıkrasının (b) bendinde belirtilen “sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” koşulunun oluşup oluşmadığı hususunun karar yerinde değerlendirilerek, sonucuna göre hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi ile sanığın daha önce üç aydan fazla hapis cezasına mahkum edilmemiş olması karşısında, suçu işledikten sonra yargılama sürecinde pişmanlık gösterip göstermediği dikkate alınıp tekrar suç işleyip işlemeyeceği konusunda oluşan kanaat değerlendirilerek cezasının ertelenip ertelenmeyeceğine karar verilmesi gerekirken, zararın giderilmediği şeklindeki yasal olmayan bir gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve ertelemeye yer olmadığına karar verilmesi,
b-Nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen hüküm açısından; 5237 sayılı TCK’nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f) (i) ve (k ) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği ve buna göre, haksız menfaat miktarının 4.800 TL, haksız menfaatin iki katının 9.600 TL olduğu dikkate alınarak temel cezanın bu miktardan az olmayacak şekilde belirlenip sanığın 480 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve aynı Kanun’un 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL den hesap edilmek suretiyle netice olarak 9.600 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, önce temel cezanın uygulama maddesine göre eksik olarak belirlenmesi, daha sonra, verilecek cezanın haksız menfaatin iki katından az olamayacağı gerekçesiyle, adli para cezasının doğrudan haksız menfaatin iki katı olarak belirlenmesi suretiyle ve 5275 sayılı Kanun’un 106. maddesinde öngörülen adli para cezası yerine çektirilecek hapis cezası süresinin belirlenmesi açısından, infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm kurulması,
C-Her iki hüküm açısından;
5237 sayılı TCK.nın 53.maddesinin (1), (2), ve (4) numaralı fıkralarıyla ilgili olarak Anayasa Mahkemesi’nin verdiği 08.10.2015 tarihli ve E.2014/140, K.2015/85 sayılı kısmi iptal kararının, 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiğinden bu yönde de değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak hükümlerin BOZULMASINA, 30/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.