Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/19260 E. 2013/18068 K. 20.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/19260
KARAR NO : 2013/18068
KARAR TARİHİ : 20.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır.
Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı,o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir.Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır.Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanığın Sosyal Güvenlik Kurumuna (devredilen SSK sigortalısı olarak) yaşlılık aylığı bağlanması talebi ile 31.03.2010 tarihinde başvurduğu, kuruma verdiği tahsis talep ve beyannamesinde Bağ-Kur hizmetlerinden bahsetmediği, kurum tarafından yapılan araştırma sonunda sanığın çalışmakta olduğu TCDD tarafından yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının bildirilmesi üzerine sanığa 15.04.2010 tarihi itibari ile yaşlılık aylığı bağlandığı ve 24.05.2010 tarihinden itibaren maaş almaya başladığı, ancak Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından kurum içi kayıtlarda yapılan araştırmada sanığın devredilen Bağ-Kur sigortalısı olarak 01.09.1988 ile 12.02.1992 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortası nedeni ile 31.10.2010 tarihi itibari ile 1.735 TL prim borcu bulunduğunun tespit edildiği ve Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan almakta olduğu emekli maaşının kesildiği, sanığın bu şekilde emeklilik talebinde Bağkur hizmeti bulunduğunu kuruma bildirmeyip prim borcunu ödemeyerek kamu kurumu zararına dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; devredilen SSK ile Bağ-Kur’u bünyesinde toplayan Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarında yapılacak basit bir inceleme ile borcun tespit edilebilir bulunması cihetiyle esasında devredilen SSK bünyesindeki çalışmanın da emeklilik için yeterli olduğunun sanığın çalışmakta olduğu TCDD tarafından bildirilerek yaşlılık aylığının bağlanmış olması karşısında, suçun unsurları itabariyle oluşmadığına yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 20.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.