Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/1952 E. 2014/17824 K. 03.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1952
KARAR NO : 2014/17824
KARAR TARİHİ : 03.11.2014

Tebliğname No : 11 – 2011/49900
MAHKEMESİ : Bursa 12. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 24/11/2010
NUMARASI : 2009/1644 (E) ve 2010/1231 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; kendilerine ait özel araçla Isparta’dan İstanbul’a giden sanıkların, Bursa’da mola verdikleri, sanık Hakan’ın mağdur Cengiz’e ait işyerine girerek 100’lük kontör istediği 50 TL parayı uzattığı, kontör ve para üstü olan 35 TL’yi aldığı bu sırada mağdura bir soru sorup hesap yapmasından da yararlanıp oyalayarak 50 TL’yi vermeden cebine koyduğu, bu sırada diğer sanık Murat’ın işyerine girdiği aynı şekilde 100 kontör istediği 50 TL’yi verir gibi yapıp vermediği, kontör ve para üstünü alıp cebine attığı, bu arada sanıkların benzer şekildeki eylemleri nedeniyle polise ihbarda bulunulmuş olduğu, işyerinden çıkan sanıkların 100 metre ileride polisler tarafından yakalandıkları, sanıkların üzerinde ve araçlarında çok sayıda kontör kartları ele geçirildiği, sanıkların bu şekilde dolandırıcılık suçunu işledikleri sabit olmakla mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık Murat hakkında TCK’nın 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine karar verilmemesi, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak ;
1-Sanıkların 50 TL parayı verir gibi yaptıktan sonra 100’lük kontör ve para üstü olarak da 35 TL’yi alıp işyerinden çıktıkları ve 100 metre ileride yakalandıkları anlaşılmakla, dolandırıcılık suçunun tamamlanmış olduğu gözetilmeden teşebbüs hükümlerinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayini,
2-Sanıkların, mağdur Cengiz’in zararını giderdiklerini savunmaları, mağdur Cengiz’in de olay anında kendisine para veya kontörlerin iade edilmediğini ancak bir iki ay sonra sanıkların yakınları tarafından zararının giderildiğini beyan etmesi karşısında, sanıkların soruşturma aşamasında mağdurun zararını giderdikleri ve haklarında TCK’nın 168/1. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanun’un 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkın gözetilmesine 03.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.