Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/1959 E. 2014/18242 K. 06.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1959
KARAR NO : 2014/18242
KARAR TARİHİ : 06.11.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet, temyiz isteminin süreden reddi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de,birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının,özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin,kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler,internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle,klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Somut olayda; Mart 2006 tarihinde katılanın yetkilisi olduğu bildirilen..Ltd. Ünvanlı şirket işyerine hayvan yemi ve gübre almak üzere birikte geldikleri ileri sürülen sanıklar …’in hakkında beraat kararı verilip, kesinleşen sanık …’in de kendileri hakkında şikayetçiye olumlu söylemlerde bulunmasını sağlayıp güven ortamı oluşturacak, satın alma hususunda anlaştıkları mallara karşılık; … adlı gerçek kişinin … Bankası/Yenişehir Ankara şubesi nezdindeki hesabından verilmiş görünen (gerçekte karşılığı ödenmiş bulunan) 01/09/2006 keşide tarihli, 0202801 seri no’lu, hamiline düzenlenmiş, (birinci cirantası …olarak görünen) 8.700 TL bedelli çek yaprağını, kendi ciroları olmaksızın katılana verip, anlaşma konusu malları üç gün sonra götürmeleri eylemlerinin “nitelikli dolandırıcılık” ve “resmi belgede sahtecilik” suçlarını oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
I)Sanık …’ın “temyiz isteminin süreden redde ilişkin” mahkemenin 28/09/2010 tarihli “ek kararına” yönelen temyiz isteminin incelenmesinde;
Temyiz isteminin “süre yönünden” reddine dair mahkemenin 28/09/2010 tarih ve 2009/187 Esas, 2010/162 Karar sayılı ek kararında bir isabetsizlik görülmediğinden; bu karara yönelik sanık …’ın 06/10/2010 havale tarihli dilekçesiyle vaki temyiz itirazlarının reddiyle, anılan “ek kararın” ONANMASINA,
II) “Nitelikli dolandırıcılık” ve “Resmi belgede sahtecilik” suçlarından verilen “mahkûmiyet” kararlarına yönelen sanık … Dinkîn temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Dosyada bulunan 11.02.2008 tarihli ekpertiz raporunda; çek üzerindeki yazı, rakam ve imzanın sanıklar eli ürünü olduğuna dair yeterli kaligrafik özellik ve itiyadi unsur tespit olunamaması, sanığın aşamalardaki değişmez anlatımlarında ve 19/07/2010 tarihli temyiz dilekçesi içeriğinde; suça konu çek yaprağını …Beldesinde oturan ve yıkama-yağlama işyeri bulunan … ‘in vasıtasıyla tanıdığı … Pakâ sattığını bildirdiği hayvanların bedeli olarak aldığını savunması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenebilmesi amacına yönelik olarak; adli emanetin 2007/66 sırasına kaydolunmuş çek yaprağının “ne şekilde sahte oluşturulduğunun ve aldatıcılık kabiliyetinin bulunup bulunmadığının” kesideci imzasının hesap sahibi …’e veya şikayetçiye ait olup olmadığının, birinci ciranta yazı-imzasının da sanığa ait olup olmadığının uzman bilirkişiden alınacak raporla yeniden tespit olunması, katılan ise sanık arasında vukubulduğu belirtilen alışverişe ilişkin satıcı şirket tarafından düzenlenmiş fatura-sevk irsaliyesi gibi bir belge var ise temin edilmesi, savunmada adları geçen … ve … Pak (birinci ciranta) adlı şahısların “yıkama-yağlama işyeri sahibi” ; köyü sakini” olup olmadıklarına dikkat çekilerek detaylı araştırma ile bulunmalarına çalışılması ve bu kişilerin temini halinde iddia ve savunmalar doğrultusunda usulünce tanık sıfatıyla dinlenmeleri, çek hesabı sahibi …’in de aynı sıfatla beyanının alınması Samsun 2. İcra Müdürlüğünün 2006/5551 Esas nolu dosyasında yeraldığı belirtilen “bononun” arkalı-önlü onaylı fotokopisinin dosyaya intikalinin sağlanması çek hesabının bulunduğu banka şubesinden çek yaprağının hangi tarihte, kime ödendiğinin sorulup açıklığa kavuşturulması toplanan deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik soruşturumayla yazılı biçimde hükümler verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06/11/2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.