YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1963
KARAR NO : 2014/18232
KARAR TARİHİ : 06.11.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tabi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca bir çok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Somut olayda; Esenler Vergi Dairesi mükellefi olarak … Tekstil ünvanıyla imalat ve toptan satış işi ile uğraştığı belirtilen sanığın; Çağlar Tekstil ünvanıyla benzer işi yaptığı soruşturma evresindeki ifadesinden anlaşılan mağdur …’e, aldığını söylediği tekstil malzemesi karşılığı, 26/08/2006 tarihi itibariyle İskele Polis Merkezi Amirliğine “araçtan hırsızlık” müracaatı olan ve 04/10/2006 tarihinde de çek koçanlarını bu olayda boş olarak yitirmiş olduğu yönünde ek ifade veren şikayetçi …’ın, Halkbank-Pendik Çarşı şubesi nezdindeki hesabından (sonradan hesap numarası değişmiş bulunan) üretilme “eski” nitelikteki 21/12/2006 tarihli ekspertiz raporuna göre orjinal olmakla birlikte “YTL” ve “YENİ” ibareleri tahrifat yapılarak sonradan eklenmiş, çalıntı, suça konu 18/12/2006 keşide tarihli, 9.850 TL bedelli F6089656 seri no’lu hamiline düzenlenmiş birinci cirantası…, ikinci cirantası sanık olan çek yaprağını vererek haksız yarar sağlaması eylemlerinin “nitelikli dolandırıcılık”, “resmi belgede sahtecilik” suçlarını oluşturduğunu takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamalarında aşağıdaki bozma nedenleri dışında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-“Nitelikli dolandırıcılık” suçundan kurulan hüküm açısından; suçtan elde olunan haksız menfaat miktarı belli olmakla; adli para cezasının belirlenmesine esas alınacak temel tam gün birim sayısının, haksız menfaatin iki katından az olmayacak, en az bu miktara tekabül edecek şekilde takdir olunup, böylece belirlenen birim üzerinden eksiltmenin yapılması gerektiği nazara alınmadan “doğrudan” adli para cezasına hükmolunarak sanığa fazla ceza tayini,
2-Her iki suçtan kurulan hükümler açısından da; TCK’nın 50/1-c maddesinde yer alan hak yoksunluğunun, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilmeye diğer kişilere karşı belirtilen yetkiler yönünden ve 53/1 a,b,d,e bentlerindeki hak yoksunlukları bakımından hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar geçerli olacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak; yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzelilmesi mümkün bulunduğundan hüküm fıkrasının 1 no’lu ana başlığının birinci paragrafında yer alan “…katı olan (9850×2=19700) TL…” ibarelerinin ve ikinci paragrafındaki ” 16416 TL” ibaresinin çıkartılıp sırasıyla yerlerine “…katından az olmamak üzere aynı maddenin son fıkrası dikkate alınarak takdiren 985 GÜN” ibaresi ve “820 GÜN” ibarelerinin yazılmasına, bu iki paragraftan sonra gelmek üzere üçüncü paragrafın “TCK’nın 52/2.maddesi nazara alınarak 820 günden ibaret adli para cezasının günlüğü takdiren 20 TL’den hesaplanarak sanığın neticeten 2 yıl 6 ay hapis ve 16.400 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına,” şeklinde yazılmasına
ve hükümlerin 1 ve 2 no’lu ana başlıklarının üçüncü paragraflarında yer alan TCK’nın 53.maddesinin tatbikine ilişkin paragrafların hükümlerden çıkartılarak yerlerine “sanığın, TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca; 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı sair haklardan ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” paragraflarının yazılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 06/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.