YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/19833
KARAR NO : 2014/9662
KARAR TARİHİ : 15.05.2014
Tebliğname No : 4 – 2011/320623
MAHKEMESİ : İskenderun 4. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 17/05/2011
NUMARASI : 2010/470 (E) ve 2011/195 (K)
SUÇ : Mala zarar verme
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Sanık O.. E.. ile müşteki M.. Ş.. arasında hazineye ait taşınmazın müşteki tarafından kullanılması nedeniyle önceye dayalı uyuşmazlık bulunduğu, bu nedenle sanığın olay günü müştekinin yapmış olduğu istinat duvarını tekme atmak suretiyle yıkarak mala zarar verme suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,
Sanığın suçlamayı kabul etmediği, sanığın inkarının aksine sadece müştekinin iddiasının bulunduğu, olayı gören ya da bilenin bulunmadığı anlaşılmakla, savunmanın aksini kanıtlayan delil olmadığından evrensel hukuk ilkeleri dikkate alınarak 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden soyut kalan iddia esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15.05.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
Karşı Oy;
Katılan ile sanık arasında katılan tarafından yapılan duvar nedeniyle anlaşmazlık bulunmaktadır. Katılan, yapmış olduğu duvarın sanık tarafından tekme atılarak yıkıldığını iddia etmektedir. Duvarın yıkıldığına ilişkin tespit raporu dosyada bulunmaktadır. Olayın başka görgü tanığı bulunmamaktadır. Sanık ise inkara yönelik savunmada bulunmuştur.
Dosyadaki delil durumuna göre mahkemece sanığın cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; sanığın temyizi üzerine dosyayı inceleyen 15. Ceza Dairesi, “savunmanın aksini kanıtlayan delil bulunmadığı” gerekçesiyle mahkumiyet kararını oy çokluğu ile bozmuştur.
Sayın çoğunluğun görüşüne şu gerekçelerle katılmam mümkün değildir:
Sadece iddiadan ibaret şikayetlerde soyut iddia dışında delil bulunmadığı takdirde sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği hususunda kuşku yoktur.
Bazı suçlar vardır ki, iddialar maddi kanıtlarla desteklendiği zaman bunlara itibar edilir. Etkili eylem ve mala zarar verme suçları bu kabil suçlara örnek gösterilebilir.
Etkili eylem suçunu ele alalım: Doktor raporunda etkili eyleme dair bulgu yoksa iddiaya itibar edilebilmesi ancak tanık delilinin varlığına bağlıdır. Tanık delili da yoksa iddia soyut nitelikte kalacağından itibar edilmez. Fakat rapor varsa başka delil aramaya gerek yoktur. Unutmayalım ki, mağdurun doktor raporuna ve eylemin sanık tarafından işlendiğine dair iddiasına rağmen sanık suçsuz olabilir. Mesela mağdur sanıktan intikam almak için kendi kafasını duvara vurup yaralamış olabilir. Yahut bir başkası tarafından darp edildiği halde tehdit veya başka sebeplerle asıl faili korumaya çalışıp sanığa iftira edebilir. Ancak bütün bunlar olabilir diye mevcut deliller göz ardı edilemez ve olasılara göre karar verilemez. Çünkü ortada iddiayı destekleyen somut bir delil yahut somut bir olgu denilebilecek bir rapor mevcuttur. Bu maddi olgu şikayetçinin iddiasını somutlaştırmış olmaktadır. Bu somut olgu ile sanık arasında illiyet bağı bulunmadığı kanıtlanmadığı sürece; sanığın eylemin faili olduğu kabul edilmelidir. Uygulama da bu minvalde yerleşmiştir.
Mala zarar verme suçlarında da durum aynıdır. Eğer görgüye dayalı olan bir iddia ve bu iddiayı destekleyen somut bir olgu (maddi bir delil) varsa aksi kanıtlanıncaya kadar buna itibar edilmek zorundadır. Yani somut olgu ile sanık arasında illiyet bağının olmadığına dair karşı deliller bulunamadığı sürece eylemin sanık tarafından yapıldığına inanılmalıdır.
Sanık ile katılan arasındaki husumet şikayetçinin doğru söyleyip söylemediği konusunda hakimde tereddüt uyandırabilir. Taraflar arasındaki mevcut husumetin, şikayetçinin sanığa iftira etmesine yol açacağı varsayılabilir ise de aynı husumetin sanığın suç işleme bahanesi olduğunu da kabul etmek gerekir. Yani suç işlemeye de karinedir. O halde husumetin taraflardan birisinin aleyhine değerlendirme konusu yapılmak istenmesi halinde, bunun tatmin edici gerekçeleri ortaya konmalıdır. Husumet eğer şikayetçinin aleyhine kullanılacak ise, ortaya konacak gerekçeler, somut olguyu tümden çürütecek veya çok zayıflatacak nitelikte olmalıdır. Aksi takdirde taraflar arasında önceye dayalı husumet var diye maddi olgular görmezden gelinemez. Kaldı ki, mala zarar verme suçlarının genel olarak etkili eylem suçlarında olduğu gibi ani gelişen eylemlere bağlı olmadığı, çoğunlukla bir husumete dayalı intikam alma amacıyla gerçekleştirildiği gözden uzak tutulmamalıdır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayı irdelediğimizde; yargılama konusu olay, sadece katılanın soyut iddiasında dayanmamaktadır. Bu iddiayı destekleyen maddi bir kanıt (somut bir olgu) da vardır. Bu maddi kanıt, duvarın yıkılmış olduğuna ilişkin tespit tutanağıdır. Bu durumda şikayetçinin iddiası soyut nitelikten çıkmış olup, artık somutlaşmıştır. İddiadan öte maddi kanıtların bulunduğu durumlarda, bu somut olgular başka deliller ile güçten düşürülmediği sürece suçun işlendiği kabul edilmelidir.
Sonuç olarak; sanığın suçu sübuta erdiğinden mala zarar verme suçundan cezalandırılmasına dair yerel mahkeme kararının onanması gerekir bu nedenle sayın çoğunluğun bozma kararına muhalifim.