Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/20142 E. 2014/10726 K. 29.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/20142
KARAR NO : 2014/10726
KARAR TARİHİ : 29.05.2014

Tebliğname No : 9 – 2012/2788
MAHKEMESİ : Şanlıurfa 3. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 06/10/2011
NUMARASI : 2010/655 (E) ve 2011/1020 (K)
SUÇ : Kamu malına zarar verme, kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır.
Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir.
Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Sanığın, mide kanaması geçiren kardeşini Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastahanesine götürdüğü, ancak burada kardeşiyle yeterince ilgilenilmediği gerekçesiyle çocuk cerrahisi giriş kapısına ait iki adet kapı camını tekme atarak kırdığı, akabinde kendisini sakinleştirmeye çalışan ve adı geçen hastahanede doktor olarak görev yapan müştekiye hitaben “ bütün doktorların anasını avradını sinkaf ederim “ diyerek hakaret ettiğinin iddia edildiği olayda, sanık savunması, müşteki ve tanık ifadesi, görgü tespit tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre suçların sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya,toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
1-Sanığın aşamalarda değişmeyen ifadesinde, mide kanaması geçiren kardeşiyle doktorların ilgilenmediğini, kardeşini başka bir servise tekerlekli sandalye ile götürürken asansör beklediği sırada gözünün kaydığını, ağzından kan geldiğini, bu nedenle öldüğünü düşünüp kendini kaybederek atılı suçları işlediğini beyan etmesi karşısında, sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp
uygulanmayacağı hususunun karar yerinde tartışılmaması,
2-Sanığın suç nedeniyle oluşan zararı giderip etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanması, adli sicil kaydında yer alan ilamının taksirle işlenen suça ait olup hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel teşkil etmemesi karşısında, hüküm fıkrasında çelişki oluşacak şekilde sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu ve ileride bir daha suç işlemeyeceği kanaatine varılmadığı gerekçesiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29.05.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.