Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/20297 E. 2013/17990 K. 20.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/20297
KARAR NO : 2013/17990
KARAR TARİHİ : 20.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmıyan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Somut olayda; sanıklar … ve …’un karı koca oldukları sanık …’a ait … Mobilya isimli bir işyerinin bulunduğu, bu işyerinde eşi diğer sanık …’nin 18/03/2010 tarihinde işe başladığına ilişkin bildirimde bulunulduğu ve 09/02/2011 tarihine
kadar düzenli olarak sigorta primlerinin yatırıldığı, sigorta kontrol memurluğunca işyerinde yapılan denetim sonucu işyerinde … isimli şahısların fiilen çalıştıklarının tespit edildiği ve sanık …’ın fiilen çalışmadığına ilişkin tutanak düzenlenerek rapor hazırlandığı, …’ın kuruma doğum masraflarının karşılanması ve analık iş göremezlik ücreti nedeniyle başvurduğunun ve 4.250 TL’nin kendisine ödendiğinin anlaşıldığı, sanıkların bu şekilde nitelikli dolandırıcılık suçunu işledikleri iddia edilen olayda; sosyal güvencesi olmayan sanık … güvence altına alındığı ve bunun karşılığı primlerin de yatırıldığı, 1 yıllık bir süreçte sanıkların ödediği prim tutarlarının sağlık harcamalarını karşıladığı, ayrıca bu harcamaların da sanıklar tarafından geri ödendiği, sanıkların haksız kazanç sağlamadıkları gerekçesiyle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün, ONANMASINA, 20.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.