YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/20504
KARAR NO : 2013/16420
KARAR TARİHİ : 01.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığa yapılan tebligatın Uyap kayıtlarından anlaşıldığı üzere cezaevinde bulunduğu sırada mernis adresine Tebligat Kanununun 21. maddesine göre yapılması nedeniyle usulsüz olmasından dolayı temyiz isteminin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilerek yapılan temyiz incelemesinde,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanununun 3. Maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa, basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Somut olayda; sanığın, TBMM eski idare amiri olan …’in koruması olduğuna dair sahte tanıtma kartı bastırıp Garanti Bankası Ankara Ulus şubesinden kredi talebinde bulunduğu ve 10.000 TL krediyi çektiği, aynı şekilde fotokopi kimlik kartı ve bordro tanzim ederek Denizbank Ankara Ulus şubesine müracaat ettiği,yapılan müracaatın kabul edilmesi üzerine bankanın Uşak şubesinden 5.800 TL krediyi çektiği, bankaya ibraz edilen TBMM giriş kartının fotokopi vasfında olup mühür vurulmadığı, sahte bordronun ise mühür ve kaşe basılmadan bankaya sanık tarafından verildiğinin dosyadaki belgelerden anlaşıldığı, sanığın Denizbank Ankara Ulus şubesine kredi çekmek için başvurup daha sonra da Denizbank Uşak şubesinden ikinci kez kredi çekme talebinde bulunduğu sırada yakalandığı gözönüne alındığında sanığın zincirleme suç işlediği anlaşıldığından Denizbank ile ilgili eyleminde 5237 sayılı TCK’nın 43. maddesinin uygulanmasında ve mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 01.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.