Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/20652 E. 2013/16624 K. 04.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/20652
KARAR NO : 2013/16624
KARAR TARİHİ : 04.11.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni kötüye kullanma, özel belgede sahtecilik, kamu görevlisinin suçu bildirmemesi
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık … hakkında hükmolunan ceza miktarına nazaran, müdafisinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken CMUK’nın 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi, tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Sanıklardan …’ın … İlçe müftüsü olup, aynı zamanda Türkiye Diyanet Vakfının şube başkanı olarak görev yaptığı, …’un da, aynı yerde veri hazırlama kontrol işletmeni olup, TDV … şubesinin muhasebe işlerini yürüttüğü suç tarihlerinde, fahri imam olarak görev yapan …’ın sanık …’dan aldığı talimat uyarınca tanıdığı esnaflara giderek mal ve hizmet alımı yapmaksızın yüksek meblağlı faturalar düzenlettikten sonra bu faturaları sanık …’e verdiği, …’in de sanık …’a bunları muhasebeleştirmesini söylediği ve sanık …’in getirdiği faturaların üzerine imza attırmaması yönünde de talimat verdiği, talimata uygun bir şekilde davranan sanık …’un, TDV … şubesi hesabından ödenecek paralarla ilgili hamiline çek tanzim ederek sanık …’a imzalattırdığı ve çekleri tanıklar … ile …’e vererek bankadan tahsil etmelerini istediği, tanıkların parayı tahsil ettikten sonra sanık …’a verdikleri, onun da … …’a elden teslim ettiği, böylelikle sanıkların fikir ve irade birliği içerisinde cami ve kuran kursları adına herhangi bir mal veya hizmet alımında bulunmaksızın içerik olarak gerçeğe aykırı faturalara istinaden düzenlendikleri ödeme emri niteliğindeki mahsup fişleriyle her bir fatura bedeli kadar Diyanet Vakfı hesabından hamiline yazılı çek tanzim etmek suretiyle toplam 57.264,86 TL parayı tahsil ederek uhdelerine geçirdikleri, ayrıca sanık …’ın göreve başladığı 2004 yılı Eylül ayından, 2010 yılına kadar müftülük hizmet aracını hafta sonu da dahil olmak üzere sürekli özel işlerinde kullandığı, … ve Avcılar arasında gidip geldiği, çocuklarını okudukları okullara götürüp getirmek için müftülük hizmet aracını kullandığı, yakıt parasını da vakıf hesabından karşıladığı, yine 2005 yılı Ekim ayından 2009 yılı Ocak ayına kadar 3 seneyi aşan süre boyunca eşi … tarafından kullanılan … numaralı telefon hattına ait faturaların da … … şubesince ödenmesini sağladığı, aynı şekilde 2005 yılı Haziran ayından, soruşturmanın açıldığı tarihe kadar kendi kullanmış olduğu müftülüğe ait … no’lu telefon hattıyla yaptığı görüşmelerden sadece resmi olanların vakıf hesabından ödenmesini sağlaması gerektiği halde, resmi özel ayrımı yapmaksızın tamamının faturasını vakıf hesabından ödettirdiği ve Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yayınlarının satışından Müftülüğe kalan ıskonto payının belgeleriyle müftülük hizmetlerinde kullanılması gerektiği halde belgesiz şekilde kişisel ihtiyaçları için harcadığı, müftülük personelinin itirazı olduğunda “bunlar benim çerez param kimse karışamaz” şeklinde tepki verdiği, bunlarla birlikte … mahallesi camiinin imam hatibi olan temyiz dışı …’ün, müftülük izniyle toplanan paraların sayımı yapılırken el çabukluğu ile 200 TL parayı cebine attığı, şikayet dilekçesini alan … Müftüsü sanık …’ın konu hakkında bir muhakkik tayin ederek 657 sayılı Kanun gereğince disiplin soruşturması başlattığı, soruşturma sonunda da muhakkik olarak görevlendirilen … ‘na resmi bir yazı yazarak … hakkında herhangi bir işlem yapılmasına yer olmadığına karar verilmesi ve sadece ilçe içerisindeki görev yerinin değiştirilmesi şeklinde rapor vermesi için telkinde bulunduğu, … hakkında herhangi bir disiplin cezası verilmesine veya verilmemesine karar verilmediği gibi resen soruşturulması gereken hırsızlık suçu hakkında TCK’nın 279/1 maddesi uyarınca yetkili adli mercilere suç ihbarında bulunması gerektiği halde herhangi bir suç ihbarda bulunmadığının iddia edildiği olayda;
1-Sanıklar … ile … haklarında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … müdafii ile sanık …’ın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanıklardan … hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma; … yönünden özel belgede sahtecilik ve kamu görevlisinin suçu bildirmemesi; … hakkında ise özel belgede sahtecilik suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine ancak;
a)Sanık …’un, TDV … şubesinin muhasebe işlerini şifahi görevlendirmeye dayanarak yürüttüğü sırada, sanık …’ın getirdiği 4 adet faturaya ilişkin olarak normal prosedür gereğince sanık …’e imza attırıp çeki bizzat ona vermesi nedeniyle bu durumdan rahatsız olan sanık …’in faturaları bu kez sanık …’e götürdüğü, …’ın verdiği talimata uymak zorunda kalan sanığın, amiri tarafından verilen faturalara istinaden mahsup fişi düzenleyip, hamiline yazılı çekleri şube başkanı konumunda olan …’e imzalattırdığı ve yine verilen talimat gereğince tanıklar … ve Mehmet aracılığıyla çeki tahsil ettirdiği, sonrasında ise tahsil edilen paraları …’a elden teslim ettiği, sanık …’in getirdiği faturaların farklı bir usule göre muhasebeleştirilmesi nedeniyle bir takım şüpheler duyduğu ve tepkisini büro arkadaşlarının yanında yüksek sesle dile getirdiği dikkate alındığında, suçun bizzat içerisinde olan bir kişinin iş arkadaşlarının yanında suçu ortaya çıkaracak şekilde sözler sarf etmesinin hayatın olağan akışına ters düşeceği, öte yandan 15.12.2009 tarihli ve 44065 sayılı bedeli ödenmemiş faturayı sanık …’a ödememekte direndiği, bir hafta sonra …’ın, kendisine bu faturayı sorduğunda faturanın kendisinde olmadığını söyleyerek ödememekte direnmeye devam ettiği, denetim sırasında ise müfettişlere söz konusu fatura aslını ibraz edebildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın diğer sanık … tarafından getirilen ve sanık … tarafından muhasebeleştirilmesi istenilen faturaların içeriğinin sahte olduğunu bildiğine dair delil bulunmaması ve diğer cami görevlilerine yapılan usulden farklı bir yol izlenmesi nedeniyle duyduğu ciddi şüphelerin tahminden öteye gitmemesi nedeniyle bunu yetkili makamlara bildirmediği yönündeki savunmalarının aksinin ispatlanamaması nedeniyle kasten işlenebilen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçuna diğer sanıklarla birlikte iştirak ettiğine dair, mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gözetilmeden beraatı yerine, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
b)Sanık …’ın haber aldığı suça ilişkin olarak bağlı bulunduğu kaymakamlığa bildirimde bulunmak suretiyle soruşturma yapılmasını sağladığı anlaşıldığından, kamu görevlisinin suçu bildirmeme suçundan beraatı yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … ile … müdafileri ile sanık …’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.