YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/20936
KARAR NO : 2014/12177
KARAR TARİHİ : 17.06.2014
Tebliğname No : 6 – 2011/265621
MAHKEMESİ : Kahramanmaraş 2. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 17/06/2010
NUMARASI : 2009/849 (E) ve 2010/515 (K)
SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarındaki eşya hakkında hırsızlık, kamu malına zarar verme, işyeri dokunulmazlığının ihlali
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak giren veya rıza ile girildikten sonra çıkmayan kişi konut dokunulmazlığı suçunu işlemiş olur. Konuta girmek, failin bütün vücudu ile tamamen konuta girmesi demektir. Bu nedenle, konutun eklentisi içinde olmamak kaydıyla, pencereden içeriye bakma, kapıyı dinleme camı tıkırdatma, dış kapı zilini çalma bu suçu oluşturmaz. Konuta veya eklentisine nereden girildiğinin önemi yoktur. Konuttan çıkmamak, konut sahibinin rızası ile girilen konuttan, söz, hareket ve tavırlarıyla kendisini çıkmaya davet edilmesine rağmen, çıkmamaktadır.
Suçun oluşması için, sahibinin rızası olmadan girilen ya da rızayla girildikten sonra istendiği halde dışarı çıkılmayan bir konut veya eklentisi olmalıdır. Konut, (mesken) bir kimsenin geçici de olsa oturmak için sığındığı her nevi yer olarak tanımlanabilir. Medeni kanunun 19 uncu maddesinde tanımlanan her ikametgâh TCK anlamında bir konuttur. Kişinin ihtiyaçlarından bir veya bir kısmının yerine getirildiği yani yaşamsal faaliyetlerini geçirdikleri yer konuttur. Konutun bir bina olması şart değildir. Konut eklentisi (müştemilat); konuta bitişik ya da onun yakınında olan, konut veya benzeri yapıların kullanılış amaçlarından herhangi birini tamamlayan diğer yapılar veya yerlerdir. Balkon, koridor, sahanlık, etrafı çitle çevrili avlu, eve ait etrafı duvarla çevrili bahçe, buna örnek gösterilebilir. Diğer bir anlatımla, girilmesi konutta oturanların huzur ve güvenliğini bozabilecek konuta bağlı veya pek yakın ek yapılar veya yerlerdir. Avlu, ahır, bahçe, taraça, samanlık, odunluk, kömürlük, balkon gibi yerler eklentidir. Konut veya eklentiyi dış dünyadan ayırıcı belirtiler, o yer sahibinin yaşama biçimi, mevcut olanakları, sosyal ve ekonomik durumu ile kültürel ve yöresel özelliklere, gelenek ve göreneklere göre farklılıklar gösterebilir. Bu husus, olaysal olarak değerlendirilmeli, tayin ve takdir edilmelidir.
Apartman giriş kapısından sonraki koridorların, merdiven ve merdiven boşluklarının, daire giriş kapısı ön kısımlarının, sahanlıkların apartmanda oturanlara ait ortak “eklenti” olduğunun kabulü gerekir. Apartman dış kapısının açık kalması, bu kısımların eklenti olma niteliğini etkilemeyeceği gibi eklenti sayılmamasına da neden olmaz. Dış kapının konması; bu yerlerin dış âlemle ilgisinin kesildiğine ve yasa dışı bir amaçla içeri girilmesine izin verilmediğine ilişkin iradenin bir göstergesidir. merdivenler ve sahanlık, konuta giriş çıkış için zaruri, konutun kullanış amacını tamamlayan ve sağlayan, konuta bağlı yerlerdendir. Her isteyenin bu yerlere girmesi ve yararlanması olanaksızdır. Sahanlık ve merdiven olmadan konut olamayacağı gibi, konut olmadan da merdiven ve sahanlık olamaz. Bu itibarla konut ve apartman merdiveni birbirinden ayrılmaz birer parça ve merdivenler konutun, eklentileridir.
Rızaya aykırı olarak girme veya rıza ile girildikten sonra çıkması istenilmesine rağmen çıkmayan kişi bu eylemini, açık bir rızaya gerek olmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalan işyerleri ve eklentilerinde işlemesi hâlinde Fail ikinci fıkraya göre cezalandırılacaktır. Girilmesi mutat olan yerler dışında kalan işyerleri ve eklentileri, Avukatlık bürosu, Doktor muayenehaneleri, Emlak bürosu, Mimar bürosu, v.b. gibi izinle girilmesi gereken yerlerdir. Girilmesi mutat olan yerlere, süper marketler, mağazalar, dükkânlar, pasta salonları, kahvehane, restoran ve lokantalar, sinema, tiyatro, otel, bar, hastane örnek gösterilebilir. Halka açık olduğu saatlerde bu gibi, yerlere giriş de suç oluşmaz. Ancak halka kapalı olan saatlerde buralara rıza haricinde girilmesi hâlinde bu fıkradaki suç oluşacaktır.
Suça sürüklenen çocuklar İ.. Y.. ve Ö.. G..’ün, sanık Hakan Domurcukgöl’ün kendilerini azmettirmesi sonucunda, Kahramanmaraş Valiliği Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’nın ikinci katındaki camı kırmak suretiyle içeri girerek, içeride bulunan uydu alıcısı, laptop bilgisayar, dijital fotoğraf makinası, hafıza kartı ve cep telefonunu aldıktan sonra, bu eşyaları sanık H.. D..’e götürdükleri, sanık Hakan’ın da uydu alıcısını M.. S..’e, fotoğraf makinası ve diz üstü bilgisayarı ise H.. Ö..’a sattığı iddiasıyla yapılan yargılama sonucunda;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, o yer Cumhuriyet savcısı ve suça sürüklenen çocuklar müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- 05/11/2009 tarihli oturumda tahliyesine karar verilen sanık H.. D.. hakkında, Kahramanmaraş E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü’nün 05/11/2009 tarihli yazısında, sanığın başka suçtan tutuklu bulunduğu için serbest bırakılmadığının belirtildiği ve UYAP sisteminden yapılan sorgulamada, sanığın hükmün açıklandığı 17/06/2010 tarihinde aynı yargı çevresi içerisinde başka bir suçtan Kahramanmaraş E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda hükümlü olduğu anlaşılmakla; savunmasının alındığı oturumda, duruşmalardan bağışık tutulmak isteyip istemediği sorulmayan sanığın, duruşmalara katılımı sağlanmadan yokluğunda hükümlülüğüne karar verilmak suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 196. maddesine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması,
2- 5395 sayılı Kanun’un 3/a-2 maddesine göre kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen çocuklar için suça sürüklenen çocuk ifadesinin kullanılması gerekirken sanık ifadesinin kullanılması,
3- Fiili işlediği sırada 12-15 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuk Ö.. G.. hakkında cezai sorumluluğunun tespiti amacıyla hırsızlık suçu yönünden rapor alınmasına karşın, kamu malına zarar verme ve iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçlarından hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişip gelişmediği konusunda uzman hekim raporu alınmadan eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
4- Suç tarihinde 12-15 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuk Ö.. G.. hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35/1 ve Çocuk Koruma Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 20/2. maddesi gereğince zorunlu olan sosyal inceleme raporu alınmadan; 15-18 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuk İ.. Y.. hakkında ise, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, sosyal yönden inceleme yaptırılmasının gerekli olduğu, mahkemece sosyal inceleme raporuna gerek görülmediği taktirde ise gerekçesinin kararda gösterilmesinin zorunlu olduğu gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
5- 5275 sayılı CGTİHK’nin 106/4. maddesi uyarınca çocuklar hakkında hükmedilen adli para cezalarının ödenmemesi halinde hapis cezasına çevrilemeyeceği gözetilmeden TCK’nın 52/4. maddesi uyarınca ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarına karar verilmesi,
6- 5237 sayılı TCK’nın 52/4. maddesine göre adli para cezası taksitlendirilirken, infazda duraksamaya neden olacak şekilde taksit aralığının gösterilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısı ve suça sürüklenen çocuklar müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 17/06/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.