YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/20999
KARAR NO : 2013/15346
KARAR TARİHİ : 10.10.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın yokluğunda verilen 15.09.2011 tarihli mahkumiyet hükmünün, resmi dairelerle, belli ve çok sınırlı abonelere gönderilen ve bu nedenle, ilan konusunun ilgilisinin bilgisine ulaştıracak en emin gazete niteliğinde olmayan Resmi Gazete ile ilanen tebliğinin 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 29. maddesine aykırı ve usulsüz, temyiz isteminin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu belirlenerek temyiz talebinin reddine dair 09.11.2012 tarihli ek karar kaldırılarak yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek … gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanık …’nın kardeşi … kimlik bilgilerinin yazılı olduğu sahte nüfus cüzdanı ile kendisini … olarak tanıtıp, katılan …’ın sahibi bulunduğu…Konfeksiyon Sanayi Limited Şirketi’nda işe başladığı, bir süre çalıştıktan sonra 15.01.2005 tarihinde ayrıldığı, 12.05.2005 tarihinde … Mahalle Muhtarlığı’na müracaat ederek, kendisini kimlik bilgilerini elde ettiği katılan … olarak tanıtıp, kendi resminin bulunduğu … kimlik bilgileri yazılı sahte nüfus cüzdanı talep formunu çıkarttığı ve bunu…Nüfus Müdürlüğü’ne ibraz ederek üzerinde yine kendi resminin bulunduğu … kimlik bilgileri yazılı sahte nüfus cüzdanını aldığı, aynı nüfus cüzdanı ile 03.06.2005 tarihinde Garanti Bankası…Şubesi’ne müracaat ederek…’ın … Karabağlar Şubesi’ ndeki hesabından aynı gün değişik saatlerde 5.000 TL, 2.000 TL ve 15.500 Euro parayı çektiği, bu suçlar nedeniyle katılanın şikayeti üzerine…Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 27.12.2005 tarih, 2005/9526 esas sayılı iddianamesiyle kendisini katılana kardeşi … olarak tanıtmasından dolayı, … hakkında resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından kamu davası açıldığı,… 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2006/10 Esas sayılı dosyasında 13.10.2008 tarihinde …’nın yakalanarak gözaltına alındığı, eylemi gerçekleştirenin ağabeyi olduğunu belirtmesi ve katılanın teşhisi üzerine gerçek sanığın … olduğunun belirlendiği ve…1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2006/10 esas, 2009/43 karar sayılı 17.02.2009 tarihli ilamıyla …’nın beraatine karar verildiği somut olayda;
1-Sanığın resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından mahkumiyetine dair kararlara yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanığın başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan mahkumiyetine dair karara yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
İddianamede sanığın eylenin “müşteki …’ya ait kimlik bilgilerini kullanması nedeniyle müştekinin yargılanmasına neden olmak” şeklinde tanımlandığı ve sanığın TCK 268. madde yollaması ile 267. maddesinden cezalandırılmasının talep edildiği, mahkemece eylemin “Sanığın…1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2006/10 esas, 2009/43 karar sayılı dosyasında kardeşi …’ nın kimlik bilgilerini kullanarak ifade vermesi” olarak kabul edildiği, TCK’nın 268. maddesinin” İşlediği suç nedeniyle soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanan kimse, iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır.” şeklinde düzenlendiği anlaşılmakla, somut olayda ise, sanığın kardeşine ait kimliği, katılana ait şirkette işe girerken kullandığı, daha sonra katılanın kimlik bilgileri ile hesabından para çekmesi üzerine, katılan tarafından … olarak tanınması nedeniyle kamu davasının … hakkında açıldığı, adı geçenin ifadesi üzerine durumun anlaşılarak beraatine hükmedildiğinin sabit olması karşısında, eylemin TCK 268. maddede düzenlenen suçu oluşturmaması nedeniyle sanığın beraati yerine, suçun sübut bulduğu ve eylemin 5237 sayılı Kanun’un yürürlük tarihinden önce işlendiği kabul edilerek, sanık hakkında 765 sayılı TCK’nın 343/2. maddesi gereğince mahkûmiyet karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.