YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/21011
KARAR NO : 2014/10864
KARAR TARİHİ : 02.06.2014
Tebliğname No : 6 – 2010/44592
MAHKEMESİ : Tokat 2. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 30/04/2009
NUMARASI : 2008/379 (E) ve 2009/310 (K)
SUÇ : Kamu malına zarar verme, kamuya ait eşya hakkında hırsızlık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Olay tarihinde, Köy Hizmetleri İl Müdürlüğü’nce Dodurga köyünde kurulan yağmurlama sistemine ait altı adet vana ve on üç adet vana muhafaza kapak demirinin yerinden sökülerek çalındığı, söz konusu parçalar sökülürken vana ve kapaklar kırılarak yağmurlama sistemine de zarar verildiği, bu sistemden yararlanan çiftçilerin yaptıkları araştırmalarda, söz konusu vana ve kapakların çalan kişilerce hurdacılara satıldığını tespit ettikleri, önce Türkeller Metal isimli işyerinde, sonra Niğdeliler Hurdacılık isimli işyerinde çalınan malzemelerin bir kısmının bulunduğu, bu olaydan sonra sanıkların, temyiz dışı Abdulhalim’in de şoförü olduğu .. plakalı araç ile Türkeller Metal’e başka hurda demirler satmak istedikleri sırada yakalandıkları, bu sırada araçta ele geçen hurdaların dava konusu suçla bir ilgisinin bulunmadığı, böylece sanıkların daha önce çalınan hurdaları da getirdiği gerekçesiyle kamu malına zarar verme ve kamuya ait eşya hakkında hırsızlık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda,
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi uygulamasının usul ve yasaya uygun olduğu dikkate alınarak, bu yönde düzeltilerek onama isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
1-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 31/03/2009 tarih ve 2008/6-256 Esas ve 2009/79 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “şüpheden sanık yararlanır” kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulunun, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlı olduğu, gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılmamış olan olaylar ve iddiaların, sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamayacağı, ceza mahkumiyetinin, yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanarak ve diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan ihtimali kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanması gerektiği, bu ispatın, hiçbir kuşku ve başka bir türlü oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olması gerektiği, yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmanın, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına geleceği dikkate alınarak; somut olayda, sanıkların aşamalarda değişmeyen ifadelerinde suçlamaları kabul etmedikleri, olaydan sonra, işyerine getirilen hurdalarla, suça konu çalınan hurdalar arasında bir irtibat bulunmadığı, bu hurdalar arasında çalınan eşyaların çıkmadığı, ilgili işyerlerinde bulunan çalıntı eşyaların sanıklar tarafından getirildiğine dair mahkumiyete yeter delil bulunmadığı, işyeri sahiplerince bu yönde bir teşhis yapılamadığı, olayın tanıklar tarafından doğrulanamadığı, sanıkların yaptığına dair parmak izi veya başkaca bir hukukî delil elde edilemediğinin anlaşılması karşısında, 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince sanıkların beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
2-Kamu malına zarar verme suçu açısından kabule göre de; sanıklar tarafından vana ve kapakların çalınmak istenmesi sırasında zorunlu olarak kesilip sökülmesi suretiyle çalınmak istenen malın aynına da zarar verildiği anlaşılan olayda, nitelikli hırsızlık suçu dışında ayrıca kamu malına zarar verme suçunun unsurlarının oluşmayacağı dikkate alınarak, 5271 sayılı CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
3-Sanıkların, köy hizmetlerince yapılan sulama tesisine zarar vermeleri nedeniyle TCK’nın 152/1-d maddesi uyarınca cezalandırılmaları gerektiği gözetilmeden, aynı Kanun’un 152/1-a maddesi gereğince uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.