Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/2221 E. 2013/8109 K. 02.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2221
KARAR NO : 2013/8109
KARAR TARİHİ : 02.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret, kamu malına zarar verme, basit tehdit
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder.Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde,somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek;isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları,sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.

Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar,örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Tehdit, bir kimsenin başkasını,kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin,onun iç huzurunu bozmaya,onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir.Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi,verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir.Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Katılanların,… … Acil Sağlık Hizmetleri Komuta Kontrol Merkezinde doktor, sağlık memuru ve ambulans şoförü olarak çalıştıkları, nöbetçi oldukları akşam, alkollü bir şahsın yerde yattığının ihbar edilmesi üzerine olay yerine gittikleri, aşırı derecede alkollü olan sanığı görüp yerden kaldırarak duvar kenarına oturttukları, bu sırada sanığın doktor olan katılan …’e “senin ananı, avradını, ağzını yüzünü sinkaf edeyim“ dediği yine sağlık memuru olan katılan Lütfiye “senin de ağzını yüzünü sinkaf edeyim“ dediği, daha sonra ilk yardım müdahalesi istemeyen sanığın, tüm katılanlara hitaben “hepinizin anasını avradını sinkaf edeyim, ben sizden yardım mı istedim, neden geldiniz sizi kim çağırdı, biraz sonra başka yere çağıracağım bakalım neler olacak“ şeklinde sözler söylediği, akabinde katılanların olay yerinden ayrılacakları sırada ambulansa tekme atarak zarar verdiğinin iddia edildiği olayda,
1-Kamu malına zarar verme ve basit tehdit suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Acil Sağlık Hizmetleri komuta kontrol merkezinde Sağlık görevlisi olan katılanların sarhoş olan sanığı yattığı yerden kaldırıp oturur hale getirdikten sonra daha fazla ilk yardım müdahalesini istemeyen sanığa güç kullanarak ilk yardım yapma görevlerinin bulunmaması nedeniyle, sanığın katılanlara yönelik “biraz sonra başka yere çağıracağım bakalım neler olacak ” şeklindeki sözlerinin tehdit suçunu akabinde katılanların olay yerinden ayrılacakları sırada kamuya ait ambulansa tekme atarak zarar vermek suretiyle kamu malına zarar vermek suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde isabetsizlik görülmediğinden eylemin TCK’nun 265/1. maddesindeki görevini yaptırmamak için direnme suçununun oluştuğuna dair tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Sanığın basit tehdit suçunu birden çok mağdura yönelik tek bir eylemle işlemesi karşısında suçtan tayin edilen cezada TCK’nın 43/2. maddesi uyarınca artırım yapılmayarak eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2-Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanığın, aynı ortamda bulunan katılanlara eş zamanlı olarak sarfettiği hakaret içerikli sözlerin, tek suç olarak kabul edilerek TCK’nın 43/2. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, mağdur sayısınca suç oluştuğundan bahisle sanık hakkında fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02.05.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.