Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/23007 E. 2013/16832 K. 06.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/23007
KARAR NO : 2013/16832
KARAR TARİHİ : 06.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mahkemenin 2011/151 Esas sayılı ana dosyası ile birleşen 2011/258 esas sayılı dosyasında sanığın mağdur … ‘e yönelik eylemi; birleşen 2011/275 esas sayılı dosyasında sanığın mağdurlar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve …’ya yönelik eylemleri nedeniyle açılan kamu davaları ile ilgili olarak karar verilmediği anlaşılmış ise de zamanaşımı süresi içerisinde her zaman karar verilebileceği değerlendirilmiştir.
1) Sanığın mağdurlar …, … ve …’e yönelik eylemi nedeniyle dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde;
Sanığın Meram Tıp Fakültesinde çalıştığını, mağdurları aynı işyerinde işe aldıracağını söyleyip ikna ederek fotoğraf ve bir takım evrak ile birlikte bir miktar da masraflar için para isteyip sonrasında ortadan kaybolduğu olayda, mahkemenin “dolandırıcılık” suçunun oluştuğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2) Sanığın mağdurlar …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve …’a yönelik eylemi nedeniyle dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
Mağdurlar … ile …’ın soruşturma aşamasında beyanları alınmış olup, sanık da aşamalardaki beyanlarında mağdurlara yönelik eylemlerini samimi şekilde itiraf ettiğinden, tebliğnamedeki bahsi geçen mağdurların ifade tutanaklarına rastlanmadığından eksik soruşurma ile karar verildiğine ilişkin bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
a) Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-g maddesinde suçun; “Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle” işlenmesi nitelikli bir hâl olarak düzenlenmiştir. Bu nitelikli halin uygulanması için, basın ve yayın araçlarının dolandırıcılık suçunun işlenmesinde özel bir kolaylık sağlamış olması gerekir. Failin, yarar sağlamak için gerçek olmayan bir durumu basın organında haber ya da reklam olarak yayınlatması ve bunu mağduru aldatmada kullanması halinde basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçu işlenmiş olacaktır.
Bu manada gazeteler ve televizyonlar gibi görsel ve yazılı basın ve yayın araçlarının sağladığı ilân, program, haber içerikleri vb. suça konu edilebilmekte, kişiler kolaylıkla aldatabilmektedirler.
Gazeteye verilen ilanın sadece sanığa ulaşılmasına yardımcı olduğu, şikâyetçinin aldanmasında ve hileli hareketlerin gerçekleştirilmesinde kolaylık sağlamadığı takdirde TCK’nın 158/1–g maddesinin varlığından söz edilemez. Yine şikâyetçinin basit bir araştırmayla gerçeği öğrenebileceği durumda, dolandırıcılığın nitelikli halinden bahsedilemez. Gazetede münhasıran ilan verilmesi yeterli olmayıp, ilanında hileli hareketlerin gerçekleştirilmesinde tarafların aldatılmasında etkisinin bulunması gerekir. Gazetede sahibinden satılık eşya ilanında, eşya tanıtılmadan soyut bir bilgilendirme üzerine verilen telefondan yapılan arama ile gelişen aldatmada, gazeteye verilen ilanın failin sadece şikayetçiye ulaşmasına yardımcı olduğu, hileli hareketlerin gerçekleştirilmesi ve şikayetçinin aldatılmasında bir kolaylık sağlamadığı hallerde, “basit dolandırıcılık”, ilanda eşya gerçeğine aykırı olarak tanımlanıp, orjinalinden daha ucuza gösteriliyorsa, teşhir ve gösterim üzerine mağdur yanıltılmışsa nitelikli dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde;
Yardım kuruluşları ile yardımlaşma derneklerinin internet sitelerine yardıma ihtiyaçları bulunduğunu belirterek iletişim bilgilerini de bırakan mağdurlar …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve …’a bu vasıtayla telefonla ulaşan sanığın, kendilerine yardımda bulunacağını ancak havale ücretini yatırmaları gerektiğini söyleyerek ikna ettiği mağdurların, banka veya PTT hesabına muhtelif miktarlarda para yatırmalarını sağlamasından ibaret eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesinde düzenlenen “basit dolandırıcılık” suçunu teşkil ettiği gözetilmeksizin suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde “basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık” suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,
b) UYAP kayıtlarına göre, sanığın mağdur …’a karşı eylemi nedeniyle Çarşamba 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/80 e ve 2011/268 k sayılı dosyası ile de yargılanıp cezalandırıldığı, CMK’nın 223/7 maddesi uyarınca aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden, bahsi geçen dosyaya ilişkin ilgili evrak dosya arasına alınarak bu hususta bir karar verilmesi gerekliliği,
c) Kabule göre de; sanığın mağdur …’e yönelik eylemi nedeniyle teşebbüs aşamasında kalan dolandırıcılık suçundan kamu davası açıldığı ve mağdurun sanığa herhangi bir para havale etmediğinin anlaşılması karşısında, 5237 sayılı TCK’nın 35/2 maddesi gereğince sanığın cezasından indirim yapılmaması suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.