YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2378
KARAR NO : 2014/18144
KARAR TARİHİ : 05.11.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat, hükmün açıklanmasının geri bırakılması
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanık …’ın, … Ltd. Şti’nin yetkilisi ve müdürü olduğu, sanık …’ın ise şirkette satış ve tahsilat bölümlerinde görev yaptığı, katılanın söz konusu şirketten zaman zaman inşaat malzemesi satın aldığı ve şirkete 1.500 TL borcu olduğu, ancak aralarında herhangi bir senet düzenlenmemiş olmasına rağmen, sanık … tarafından borçlusu katılan …, alacaklısı …, ödeme tarihi 30/07/2008 olan 2.000 TL değerindeki senet hakkında icra takibi başlatıldığı, senet üzerindeki yazıların sanık …’ın eli ürünü olduğunun belirlendiği, bu suretle sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda;
1-Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik temyiz incelemesinde;
5271 sayılı CMK’nın 231. maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12. maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından
5271 sayılı CMK’nın 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuran sanığın haklarını ortadan kaldırmayacağından temyiz dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için, dosyanın incelenmeksizin iade edilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
2-Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan ve sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık ile resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan beraat kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
Suça konu senet hakkında sanık … tarafından icra takibi başlatılmadığı, bu konuda sanığın herhangi bir menfaati bulunmadığı, sanık …’ın ise, ifadesinde çekin kendisine şirket çalışanları tarafından getirildiğini, senedin sahte olduğunu bilmediğini beyan etmesi ve tanık… tarafından bu ifadenin doğrulanması karşısında, sanık …’ın üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığı, sanık …’ın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını gerçekleştirdiğine yönelik her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçesiyle kurulan beraat kararlarında isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekili ile sanık …’ın temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 05/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.