YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2392
KARAR NO : 2014/18131
KARAR TARİHİ : 05.11.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Her ne kadar 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi uygulanmamış ise de, sanığın belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasının, kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezası ile cezalandırılmasının kanuni sonucu olması nedeniyle, bu hususun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, iş bulmak amacıyla Hatay ilinden Antalya iline gelen şikayetçilerle yol sorma bahanesiyle tanıştığı, konuştukları esnada şikayetçilere otelde çalışmak isteyip istemediklerini sorduğu, şikayetçilerin kabul etmesi üzerine sağlık raporu alınması gerektiğini söyleyerek, şikayetçilere ait nüfus cüzdanları ile 110 TL şikayetçi …’ye, 65 TL şikayetçi …’e ait olmak üzere toplam 175 TL parayı alarak hastane işlerini halletmek üzere uzaklaştığı, şikayetçilerin hastaneye gittiklerinde pazar günü sağlık raporu verilmediğini öğrendikleri, bu suretle sanığın iki şikayetçiye yönelik olarak dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; şikayetçi beyanları, sanık ikrarı ve tüm dosya kapsamına göre, sanık hakkında iki şikayetçiye yönelik olarak zincirleme nitelikte dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmünde isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık tarafından üzerine atılı suç ikrar edilmesine rağmen, “sanığın inkara yönelik davranışları ve suç işlemekteki kararlılığı dikkate alındığında hakkında 50-51 ve CMK 231 maddelerinin takdiren uyğulanmasına yer olmadığına” şeklinde hüküm kurulması, 5237 sayılı TCK’nın 50. maddesinin uzun süreli hapis cezalarında uygulanma imkanı bulunmaması, 51. maddesinin sanığın tekrar suç işlemeyeceği yönünde mahkemede oluşacak kanaate bağlı olması ile 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin zararın giderilmesi halinde uygulanabilir olması nedeniyle, tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiş ve bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla “80 gün”, “100 gün” ve “2.000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” , “6 gün” ve “120 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 05/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.