Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/24248 E. 2013/17113 K. 11.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/24248
KARAR NO : 2013/17113
KARAR TARİHİ : 11.11.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık … hakkında verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanığın yokluğunda verilen 23/11/2011 tarihli kararın sanığa 17/01/2012 tarihinde tebliğ edildiği, sanığın yasal süresi geçtikten sonra yaptığı 27/02/2012 günlü temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanık … hakkında verilen mahkûmiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılan ve mağdurun piyasaya olan borçları nedeniyle çek karnesi alamadıkları, İzmir Basmane’de bir kıraathanede oturdukları sırada, aynı kahvede oturan … adlı bir kişinin para karşılığı çek sattığını duydukları, bu kişinin yanına giderek, kendilerine çek lazım olduğunu söyledikleri, bu kişinin verdiği telefondan sanık …’ye ulaşarak görüşüp buluştukları, boş çek yaprağı karşılığında 1.700 TL verilmesi konusunda tarafların anlaştıkları, sanığın daha sonra, yanında temyiz dışı olan … ile birlikte geldiği, …’ye boş çek karşılığında 1.500 TL para verdikleri, sanığın, “ben çeki alıp geleyim” diyerek yanlarından ayrıldığı, orda kalan …’ın da bir süre sonra “kontör almaya gidiyorum, geleceğim” diyerek ayrıldığı, bir daha da sanık ve arkadaşına ulaşılamadığı, böylece sanığın dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık, katılan ve mağdur beyanları ile tüm dosya kapsamına göre suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçeye dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek ve maddi hata yapılarak sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla “30 gün”, “10 gün” ve “200 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “1 gün”, “20 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.