Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/2477 E. 2014/18412 K. 10.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2477
KARAR NO : 2014/18412
KARAR TARİHİ : 10.11.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık … hakkında 28/02/2008 tarihli iddianame ile sahte sürücü belgesi ve nüfus cüzdanı kullanmak suretiyle resmi belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davası açılmasına karşın bu suçtan dolayı hüküm kurulmadığı anlaşıldığından, mahalli mahkemesince dava zamanaşımı süresi içerisinde hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
1- Sanık … hakkında verilen hükümlere yönelik temyiz incelemesinde;
Sanığın yokluğunda verilip 26/10/2010 tarihinde tebliğ olunan 16/07/2010 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik, sanık müdafiinin yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 22/11/2010 tarihli temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2- Sanık … hakkında verilen hükümlere yönelik temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum ya da kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanıkların bir suç işleme icrası kapsamında anlaşarak 28/02/2006 tarihinde İstanbul ilinde çalınmış olan …plaka sayılı suça konu araca… sayılı sahte plakayı taktıkları ve sahte motorlu araç tescil belgesi düzenledikleri, devriye gezen polis ekibi tarafından park halindeki aracın yapılan sorgusunda çalıntı araç olduğunun anlaşıldığı ve üzerindeki satış ilanı ile sanıklarla irtibat kurup aracı satın alacaklarını söyleyerek hastane önünde buluşmak için anlaştıkları, sanıkların aracın satımı için hastane önüne geldiği ve sanı …’in aracın satımı konusunda polislerle pazarlık yapmaya başladığı sırada polis tarafından her iki sanığın yakalandığı iddia ve kabul olunan olayda; eylemin 5237 sayılı TCK’nın 158/1-d maddesindeki suçu oluşturacağı bu nedenle delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi yerine, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunu’nun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10/11/2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.