YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2548
KARAR NO : 2014/18413
KARAR TARİHİ : 10.11.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın aynı işyerinde birlikte çalıştığı …’dan içindeki şiirleri okuyup iade edeceğini söyleyerek anı defterini aldığı, anı defterinde …’un 2000 yılında birlikte askerlik yaptığı … ‘nün telefon numarasını tespit edip 13.12.2009 günü kendisini … olarak tanıtan bir şahsın …’yı aradığı ve çiftçilikle uğraştığını, yıktıkları ağılın altından 2000 adet eski altın bulduğunu, 20.000-30.000 TL’ye satmak istediğini söylediği, …’nın da bu teklifini ağabeyi katılana ilettiği, bunun üzerine katılanın 19.12.2009 günü Denizli’ye geldiği, kendini … olarak tanıtan şahısla buluştuğu, birlikte adresi belli olmayan boş bir arsaya gittikleri, burada ismini … Altın olarak tanıtan şahıs ile buluştukları, …’ın katılana bir adet numune altın verdiği, daha sonra katılan ile sanığın Kuyumculuk isimli sarrafa gittikleri, katılanın numune altını 360 TL’ye bozdurarak … isimli şahsa verdiği, ardından 20.000 TL temin edip geleceğini söyleyerek Kilis’e gittiği, bankadan 20.000 TL kredi çektikten sonra … isimli şahsı cep telefonundan arayarak 23.12.2009 günü kardeşi … ile birlikte Denizli’ye geleceğini söylediği, … isimli şahsın 22.12.2009 günü katılanı arayarak babasının rahatsızlandığını Manisa’ya gitmek zorunda olduğunu, kendilerini teyzesinin oğlu … ‘ın karşılayacağını ve kendilerine yardımcı olacağını söylediği, katılan ile kardeşi …’in 23.12.2009 günü Denizli’ye geldikleri, garajda isminin … olduğunu söyleyen sanıkla buluştukları ve Değirmenönü mahallesi 1652 sokak N.3 sayılı yerde bulunan eve gittikleri, burada … ismini kullanan şahsın kapıyı açtığı, elindeki mavi bir torba içindeki içinden bir avuç altın çıkararak katılandan parayı istediği, bunun üzerine katılanın 19.000 TL parayı verdiği, … ismini kullanan şahıs ile sanığın parayı sayacaklarını söyleyerek içeri girdikleri, katılan ve kardeşinin bir müddet sonra sanık ve yanındaki şahıs gelmeyince apartmana girdikleri, ancak sanığın bulamadıkları, dolandırıldıklarını anlayarak karakola müracaat ettikleri olayda, dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırdan belirlendiği halde adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak ve indirimin gün para cezası üzerinden yapılarak belirlenen gün para cezasının TCK’nın 52/2. maddesi uyarınca adli para cezasına çevirmesi gerektiği halde yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Sanık hakkında verilen kısa süreli hapis cezasının ertelendiği gözetilmeden TCK’nın 53/4. maddesine aykırı olarak TCK’nın 53/1. maddesi uyarınca belirli haklardan yoksun bırakılmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılık aynı Kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılarak yerine, “Sanığın 5 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına, TCK’nın 62. Maddesi göre takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 4 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına ve TCK’nın 52/2. maddesi uyarınca sanığın şahsi ve sosyal durumu nazara alınarak 4 gün adli para cezasının 20 TL üzerinden para cezasına çevrilmek suretiyle 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ibaresi eklenmek ve hükümden hak yoksunluğu ile ilgili TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısmın tamamen çıkartılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 10/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.