YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2563
KARAR NO : 2014/18416
KARAR TARİHİ : 10.11.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet, ceza verilmesine yer olmadığı
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Somut olayda ; sanık … ile katılan …’nın suç tarihinde resmi nikahlı evli oldukları ancak geçimsizlik nedeniyle karşılıklı olarak boşanma davası açtıkları, sanık …’ın, arkadaşı olan diğer sanık … ile fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek katılan …’ya ait malları haczedebilmek amacıyla aralarında göstermelik senet düzenledikleri, sanık …’ın borçlu, sanık …’ın da alacaklı olduğu 10.01.2004 düzenleme tarihli olmak üzere 01.02.2004, 15.03.2004, 15.04.2004, 15.05.2004, 15.06.2004 ve 15.07.2004 ödeme tarihli toplamda 140.000 TL bedelli 6 adet bono düzenledikleri, sanık …’ın bu bonoları 30.10.2007 tarihinde icraya verdiği, ödeme emrine ilişkin tebligatın sanık …’la katılan …’nın birlikte oturdukları eve gönderildiği ancak sanık …’ın başka bir adreste posta memurunu bularak tebligatı bizzat aldığı ve borca veya imzaya itiraz etmediği, icra takibinin bu şekilde kesinleştiği ve evde bulunan katılana ait malların haczedildiği, bir süre sonra da sanık …’ın borcun tamamının ödendiği gerekçesiyle icra takibini kaldırdığı anlaşıldığından ; sanık …’ın suç tarihi itibariyle katılanın resmi nikahlı eşi olması nedeniyle TCK’nın 167/1.a maddesi uyarınca verilen ceza verilmesine yer olmadığına dair karar ile sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekili ve sanık …’ın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 10.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.