Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/2598 E. 2014/18488 K. 11.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2598
KARAR NO : 2014/18488
KARAR TARİHİ : 11.11.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Somut olayda; şikayetçinin patates alım satım işi ile uğraşan sanığa 20560 kg patates sattığını, satmış olduğu patates karşılığında sanığın bir adet 4.800 TL bedelli çeki tanık …’un yanında arkasını ciro ederek şikayetçiye verdiğini, şikayetçinin çekin günü geldiğinde bankaya ibraz ettiğinde sahte olduğunun anlaşıldığı, Kayseri Polis Kriminal Laboratuvarınca yapılan inceleme neticesinde suça konu çekin orijinal çek ile uygunluk gösterdiği ancak üzerinde ki ibarelerin fiziksel yolla silinmesi sonrasında tahrifen yazılmış olduğunun ve bu hali ile iğfal kabiliyetinin bulunduğunun belirlendiği, şikayetçinin bankada sanığı telefonla aradığı, sanığın çekin sahte olduğunu ve kendisini istediği yere şikayet edebileceğini söylediği, sanığın kambiyo senetlerinden olan ve resmi evrak kabul edilen sahte düzenlenmiş çeki bizzat ciro ederek şikayetçiye vermek suretiyle haksız kazanç elde ettiği, çekin bankanın maddi varlıklarından olduğu anlaşılmakla atılı suçlardan mahkumiyetine dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 11/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.