YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/26439
KARAR NO : 2013/19600
KARAR TARİHİ : 10.12.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Somut olayda; sanıklardan …’ın bina inşaatı yaptırdığı, sanık …’in sanık …’in muhasebeciliğini üstlendiği, …, …, …, … ve …isimli şahısların bina işinde çalışmamasına rağmen, çalışıyor gibi belgeler düzenleyip sigorta kurumuna verdikleri ve adı geçen şahısların tedavi giderlerini kuruma ödetmek suretiyle katılan … zarara uğrattıkları iddia edilmiş ise de; sanık … savunmasında, yaptırdığı inşaatın muhasebecilik işini diğer sanık …’in yerine getirdiğini, kendisine gönderilen belgeleri imzalayıp geri gönderdiğini, iş yerinde kimlerin çalışıp çalışmadığını bilmediğini, sanık … ise, serbest muhasebecilik ve mali müşavirlik yaptığını, bu çerçevede diğer sanık …’ın muhasebe işlerini de yürüttüğünü, inşaat işi nedeniyle dosya açtıklarını, sanık …’in bu işyerinde çalışan kişilerin evrakını kendisine gönderdiğini, kendisinin de internet ortamında SGK kurumuna bildirimde bulunduğunu, sigortalıların tanık sıfatıyla alınan ifadelerinde, sanık …’ın yaptırdığı inşaatın değişik aşamalarındaki bir kısım işlerde çalıştıklarını beyan ettikleri, sigortalıların inşaatta çalıştıkları belirtilen dönemlere uygun olarak süreli biçimde sigorta giriş kayıtlarının yapıldığı, gerçeğe aykırı biçimde sigorta giriş kaydı yaptırıldığı iddia edilen işçilerin, sanık …’in inşaatının ve sigorta kaydının sürdüğü 02.09.2006-30.11.2006 tarihi itibariyle katılan kurum zararına herhangi bir sağlık harcamalarının bulunmadığı anlaşılmakla, sanıkların atılı özel belgede sahtecilik ve kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarını işlediklerine dair savunmalarının aksine, mahkumiyetlerine yeterli, her türlü kuşkudan uzak, somut ve inandırıcı delil elde edilemediğin gerekçesiyle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekiliin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 10/12/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.