Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/2656 E. 2014/18373 K. 10.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2656
KARAR NO : 2014/18373
KARAR TARİHİ : 10.11.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için,bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanıkların olay tarihinde ve öncesinde birlikte yaşadıkları dönemde, katılana ait dükkanı kiraladıkları, aralarında kira sözleşmesi yapıldığı, sanık …’in, katılana dükkan kira bedellerine karşılık senetler verdiği, bu senetlerin bir kısmını ödediği, bu ödemeler karşılığında katılandan senetlerini geri istediği, katılanın, senetlerin Elmalı ilçesinde kasada olduğunu belirtmesi üzerine, sanığın, yaşlılığı nedeniyle kendini yasal temsilci vasıtasıyla idare edebilecek konumda bulunan katılana, “sana ödeme yaptığıma dair, elimdeki bu belgeyi imzala o zaman” diyerek yanında getirdiği boş bonoyu katılana imzalattığı, bu sırada sanık …’nin de, sanık …’in yanında olduğu, katılanın, bu belgeyi, senet olduğunu bilmeden imzaladığı, sanık …’in daha sonra, suça konu bono içeriğini kendisi doldurarak 60.000 TL tutarında senet haline dönüştürdükten sonra kendisi ile fikir ve eylem birlikteliği içerisinde olan sanık …’ye ciro ettiği, sanık …’in, sanık …’ye borcu olduğu için senedi ona ciro ettiğini iddia ettiği, bu borcun ne olduğu ve neye dayandığının sanıklar tarafından ispatlanamadığı, yapılan incelemede, senetteki yazı ve rakamların sanık …’e ait olduğunun belirlendiği, senedi ciro yoluyla alan sanık …’nin de, senedi, vekili aracılığıyla icraya koyduğu, sanık … alınan ifadesinde, söz konusu işyerini katılandan satın aldığını, bu sürede katılana 60.000 TL parayı peşin ödediğini, katılan daha sonra taşınmazı devretmekten vazgeçince, kendisine teminat amaçlı olarak söz konusu senedi verdiğini, vergi levhası almak için de, katılanla zorunlu olarak kira sözleşmesi yaptığını belirtmiş ise de, katılanla sanık arasında böyle bir alım ve satım ilişkisi olduğu, senedin de borca karşılık olarak sanığa verildiği, sanık …’in, katılana 60.000 TL ödeme yaptığının ispatlanamadığı, böylece sanıkların eylem ve fikir birliği içinde hareket ederek, katılanı kandırmak suretiyle, senedi ona imzalattırıp icraya koyarak nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda, sanık, katılan ve tanık beyanları, icra dosyası, ekspertiz raporu, icra dosyası ile tüm dosya kapsamına göre, suçun sanıklar tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 10/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.