YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/26564
KARAR NO : 2013/19930
KARAR TARİHİ : 12.12.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanığın, 01.04.2002-30.06.2004 tarihleri arasında isteğe bağlı sigortalı olduğu dönemde (840 gün) aynı zamanda Almanya’da işsizlik sigortasına tabî olduğu anlaşıldığından iki ülke arasındaki sosyal güvenlik sözleşmesi hükümleri gereğince, sözkonusu tarihler arası sigortalılığın katılan Kurumca iptali yanında 01.11.2004 tarihi itibariyle bağlanan ve 25.05.2010 tarihine kadar ödenen yaşlılık aylığının da kesilmesi şeklinde gelişen somut olayda haksız kazanıldığı ve alındığı bildirilen hizmet süresi ile yaşlılık aylıkları nedeniyle “haksız yarar” sağlanması eyleminin “nitelikli dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu iddia olunmakla;
Katılan kurumca yapılan idari işlemlerin Düzce İş Mahkemesinin 2010/511 Esas; 2011/497 Karar sayılı 29.12.2011 tarihli kararı ile iptal edildiğini, bu dosyaya sunulan 10.05.2011 tarihli bilirkişi raporuna göre de; ödenen aylıklar nedeniyle sanığın davalı kuruma borçlu olmadığının tespit edildiğini, esasen sanığın başvuruları sırasında “hile” oluşturacak bir eyleminin bulunmadığını bu nedenle beraatine karar verilmesi gerektiğini takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 12.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.