Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/2670 E. 2014/18372 K. 10.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2670
KARAR NO : 2014/18372
KARAR TARİHİ : 10.11.2014

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Bedelsiz senedi kullanma
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Bedelsiz senedi kullanma suçunun oluşabilmesi için;sanığın elinde borçlusunca bedelinin tamamı yada kısmen ödenmiş bir senet olmalı ve bunu kısmen veya tamamen ödenmemiş gibi tahsile sokması veya bir başkasına devretmesi gerekmektedir. Borcun bir bölümü ödenmiş ve geri kalan miktar için elinde tuttuğu senedi, tümü veya kalandan fazla miktarı için kullanan sanığın fiili de bedelsiz senedi kullanma suçunu oluşturacaktır.
55 DD 678 plakalı ve …Harita İnşaat Ticaret Limited Şirketi adına kayıtlı olan aracın alımı konusunda, katılanlar ile oto galeri işi ile uğraşan sanık …’in anlaştıkları, sanık …’in aracın satımına aracılık ettiği, anlaşma üzerine satış bedelinin bir kısmına karşılık olarak katılanların…plaka sayılı aracı takas olarak verdikleri, bu aracın 8.000 TL’ye sayılıp geriye kalan 14.000 TL için ise, katılan … tarafından, alacaklısının sanık … olduğu bonoların verildiği, 55 DD 678 plaka sayılı aracın, ruhsat sahibine vekaleten sanık … tarafından noter huzurunda düzenlenen 30/05/2005 tarihli kati satış senedi ile katılan …’ye satıldığı, satışla aynı tarihte bahsi geçen araç üzerine, Fethiye 4. Noterliği tarafından, vekaleten satış yapan sanık … lehine rehinli borç sözleşmesi yapıldığı ve sözleşme üzerine katılan …’nin, sanık …’tan borç aldığı 10.800 TL’ye karşılık olmak üzere ibaresinin düşüldüğü, bu arada, araç üzerinde haciz işlemi bulunması nedeniyle, bir süre katılanlar üzerine devir yapılmadığı, bu arada katılanların senet bedellerini sanık …’e ödedikleri, sanık …’in de senetlerin bedellerinin ödendiğini, katılanlardan başka bir alacağının kalmadığını ifade eden yazılı ve imzalı bir belgeyi katılanlara verdiği, senetleri de katılanlara iade ettiği, daha sonra sanık … tarafından, katılanlardan alınan 10.800 TL borcun 4.750 TL’sinin ödenmediği gerekçesiyle 30/05/2005 tarihli rehinli borç sözleşmesine istinaden 26/04/2006 tarihinde katılanlar aleyhine rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip talebi başlatıldığı, katılanların da, senet bedellerinin ödendiğini belirterek şikayetçi oldukları, böylece sanıkların eylem ve fikir birliği içinde hareket etmek suretiyle bedelsiz senedi tahsile koyma suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda,
1-Sanık … hakkında verilen beraat kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık …’in, senet bedellerini ödedikten sonra katılanlara iade ettiği ve ödeme yapıldığını da doğruladığı, katılanlar hakkında icra takibinde bulunan kişinin sanık … olduğu, sanığın, diğer sanık …’ın suç sayılan bir eylemine iştirak ettiğine dair mahkumiyete yeter kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı dikkate alınarak, bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
30/05/2005 tarihli rehinli borç sözleşmesine göre; sanık …’ın, katılana 10.800 TL borç para verdiği, bu paranın ödenmemesi üzerine sanığın rehin sözleşmesine dayanarak icra takibi başlattığı, bu arada, söz konusu senetlerin bedelinin katılanlar tarafından …’e ödendiği, sanık …’in de senetleri iade ettiği, yapılan rehinli borç sözleşmesinin senetlerle veya yapılan araç satışıyla bir ilgisinin bulunduğunun ispatlanamadığı, sanığın, katılanların kendisinden 10.800 TL borç aldıkları iddiasının bulunduğu ve bu iddianın noter huzurunda belgelendirildiği, tahsile konan söz konusu belgenin, katılanların borçlu olduğu senetler değil, sanığın lehine düzenlenen rehinli borç sözleşmesi olduğu, ortada bedeli ödenmesine rağmen tahsile konan herhangi bir senet bulunmadığı, söz konusu rehinli borç sözleşmesi çerçevesinde, katılanların sanığa ödeme yapmasının gerekip gerekmediği, yapılan icra takibinin haklı olup olmadığı, katılanların sanığa gerçekte böyle bir borcunun bulunup bulunmadığı hususlarının, katılanlarla sanık arasında hukuki ihtilaf mahiyetinde bir uyuşmazlık niteliğinde olduğu dikkate alınarak ve TCK’nın 156/1. maddesinde düzenlenen bedelsiz senedin tahsile konulması suçunun yasal unsurlarının oluşmadığının anlaşılması karşısında, sanığın 5271 sayılı CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunu’nun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.