Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/2672 E. 2014/18355 K. 10.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2672
KARAR NO : 2014/18355
KARAR TARİHİ : 10.11.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın, bir akrabası adına kayıtlı olan ve kendisi tarafından kullanılan… plaka sayılı aracı satmak üzere oto pazarına götürdüğü, sanık …’le, diğer sanık adına kayıtlı olan …plaka sayılı aracın takası için anlaştıkları, katılanın, kendi aracının yanısıra, sanık …’e 3.500 TL vermeyi taahhüt ettiği, katılanın aracının 4.000 TL, sanık …’in aracının ise 7.500 TL’ye alınması için anlaşma yapıldığı, katılanın, 500 TL kaparo verdiği, geri kalan miktar için ise, kendisinin borçlu olduğu üç adet 1.000 TL bedelli senet verdiği, ertesi gün noterde buluşmak üzere ayrıldıkları, katılanın, aracın ruhsat sahibi tanık …’yi de getirerek aracı devrettiği, sanık …’in,kendi adına aracı devralmak yerine akrabası olan diğer sanığın adına devir yaptığı, katılanın bunu sonradan öğrendiği, katılanın, sanık …’den, aracı kendisine devretmesini istediği, sanığın, noterde, aracın kardeşi adına kayıtlı olduğunu söylediği ve kardeşini telefonla arar gibi yaptığı, kardeşinin geleceğini söyleyerek beklemeye başladıkları, daha sonra kardeşinin … ilçesine geleceğini söylediği, birlikte belirtilen yere gittikleri, bir süre sonra sanık …’in, kardeşinin telefon açtığını belirterek, onu getirme bahanesiyle takasa konu aracı alarak katılanın yanından uzaklaştığı, katılanın bir daha sanığa ulaşamadığı, böylece sanıkların eylem ve fikir birliği içinde hareket ederek, katılanın aracını takas bahanesiyle noterde devrini sağlayarak, kendi araçlarını da katılana devretmeden, senetleri de yanlarına almak suretiyle haksız menfaat temin ettikleri dikkate alınarak, sanık, katılan ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre, suçun sanıklar tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanıkların yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanıklara fazla ceza tayini,
2-5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkralarından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla “300 gün” ve “6.000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” ve “100 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi ve hüküm fıkralarından, 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 10/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.