YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/27326
KARAR NO : 2013/17962
KARAR TARİHİ : 20.11.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1)Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’nın fikir ve işbirliği içerisinde … ve … ile birlikte hareket edip, şikayetçi …’ın akıl hastası olan oğlu …’a evlendirmek amacıyla kız aradığını öğrenerek, öncelikle şikayetçi ile irtibat kurup sanık …’nın şikayetçinin oğlu ile evlenmesi hususunda anlaşmaları, sanıkların yaşadıkları … İlçesinden İznik İlçesine şikayetçinin evine gittiklerinde sanık …’in yaptığı aracılık için şikayetçiden 5000 TL alması, aynı gün şikayetçinin kendilerine ismi … olarak söylenen sanık …’a bir miktar ziynet eşyası takması, sanık …’ın teyzesinin kızı olarak tanıtılan gerçekte sadece bir tanıdığı olan sanık … ile sanık …’in İznik’ten ayrılmalarının ardından bu kez sanık …’ın gece saatlerinde kendisine takılan ziynet eşyası ile birlikte şikayetçinin evinden kaçıp …’ye geri dönmesi şeklinde gelişen olayda, mahkemenin dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yakalama tutanağına göre, olayın ardından …’ye dönen sanık …’ın, kolluğun çalışmaları neticesinde bir otomobilin içerisinde seyir halinde iken durdurulup yakalanması, karakola getirildiğinde üzerinde bulunan suça konu ziynet eşyasını teslim etmesi karşısında, 5237 sayılı TCK’nın 168. maddesi kapsamında pişmanlık göstererek iadeyi sağladığından bahsedilemeyeceğinden, tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasındaki adli para cezasının belirlenmesine ilişkin bölümlerdeki “365 gün” ve “7.300,00 TL” ibarelerinin yerine sırasıyla “5 gün” ve “100,00 TL” ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2)Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
Sanığın hüküm tarihinden sonra 21/01/2012 tarihinde vefat ettiğinin UYAP’tan temin edilen nüfus kaydından anlaşılması karşısında; hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 64/1. maddesi uyarınca düşürülmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.