YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/27873
KARAR NO : 2014/18468
KARAR TARİHİ : 10.11.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, konut dokunulmazlığının ihlali, kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak giren veya rıza ile girildikten sonra çıkmayan kişi konut dokunulmazlığı suçunu işlemiş olur. Konuta girmek, failin bütün vücudu ile tamamen konuta girmesi demektir. Bu nedenle, konutun eklentisi içinde olmamak kaydıyla, pencereden içeriye bakma, kapıyı dinleme camı tıkırdatma, dış kapı zilini çalma bu suçu oluşturmaz. Konuta veya eklentisine nereden girildiğinin önemi yoktur. Konuttan çıkmamak, konut sahibinin rızası ile girilen konuttan, söz, hareket ve tavırlarıyla kendisini çıkmaya davet edilmesine rağmen, çıkmamaktadır. Suçun oluşması için, sahibinin rızası olmadan girilen ya da rızayla girildikten sonra istendiği halde dışarı çıkılmayan bir konut veya eklentisi olmalıdır. Konut, (mesken) bir kimsenin geçici de olsa oturmak için sığındığı her nevi yer olarak tanımlanabilir. Medeni kanunun 19’uncu maddesinde tanımlanan her ikametgah TCK anlamında bir konuttur. Kişinin ihtiyaçlarından bir veya bir kısmının yerine getirildiği yani yaşamsal faaliyetlerini geçirdikleri yer konuttur. Konutun bir bina olması şart değildir. Konut eklentisi (müştemilat); konuta bitişik yada onun yakınında olan, konut veya benzeri yapıların kullanılış amaçlarından herhangi birini tamamlayan diğer yapılar veya yerlerdir. Balkon, koridor, sahanlık, etrafı çitle çevrili avlu, eve ait etrafı duvarla çevrili bahçe, buna örnek gösterilebilir. Diğer bir anlatımla, girilmesi konutta oturanların huzur ve güvenliğini bozabilecek konuta bağlı veya pek yakın ek yapılar veya yerlerdir. Avlu, ahır, bahçe, taraça, samanlık, odunluk, kömürlük, balkon gibi yerler eklentidir. Konut veya eklentiyi dış dünyadan ayırıcı belirtiler, o yer sahibinin yaşama biçimi, mevcut olanakları, sosyal ve ekonomik durumu ile kültürel ve yöresel özelliklere, gelenek ve göreneklere göre farklılıklar gösterebilir. Bu husus, olaysal olarak değerlendirilmeli, tayin ve takdir edilmelidir. Apartman giriş kapısından sonraki koridorların, merdiven ve merdiven boşluklarının, daire giriş kapısı ön kısımlarının, sahanlıkların apartmanda oturanlara ait ortak “eklenti” olduğunun kabulü gerekir. Apartman dış kapısının açık kalması, bu kısımların eklenti olma niteliğini etkilemeyeceği gibi eklenti sayılmamasına da neden olmaz. Dış kapının konması; bu yerlerin dış âlemle ilgisinin kesildiğine ve yasa dışı bir amaçla içeri girilmesine izin verilmediğine ilişkin iradenin bir göstergesidir. Merdivenler ve sahanlık, konuta giriş çıkış için zaruri, konutun kullanış amacını tamamlayan ve sağlayan, konuta bağlı yerlerdendir. Her isteyenin bu yerlere girmesi ve yararlanması olanaksızdır. Sahanlık ve merdiven olmadan konut olamayacağı gibi, konut olmadan da merdiven ve sahanlık olamaz. Bu itibarla konut ve apartman merdiveni birbirinden ayrılmaz birer parça ve merdivenler konutun eklentileridir. Rızaya aykırı olarak girme veya rıza ile girildikten sonra çıkması istenilmesine rağmen çıkmayan kişi bu eylemini, açık bir rızaya gerek olmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalan işyerleri ve eklentilerinde işlemesi hâlinde Fail ikinci fıkraya göre cezalandırılacaktır. Girilmesi mutat olan yerler dışında kalan işyerleri ve eklentileri, Avukatlık bürosu, Doktor muayenehaneleri, emlak bürosu, mimar bürosu, vb. gibi izinle girilmesi gereken yerlerdir. Girilmesi mutat olan yerlere, süper marketler, mağazalar, dükkânlar, pasta salonları, kahvehane, restoran ve lokantalar, sinema, tiyatro, otel, bar, hastane örnek gösterilebilir. Halka açık olduğu saatlerde bu gibi, yerlere giriş de suç oluşmaz. Ancak halka kapalı olan saatlerde buralara rıza haricinde girilmesi hâlinde bu fıkradaki suç oluşacaktır.
Katılan sanıklardan İsmail’in, mağdur sanıklar … ve …’a ait köpeğe vurarak zarar vermesi üzerine, yaralanan köpeği gören …’un, kan izlerini takip ettiğinde …’nın bahçesine ulaştığı, aralarında çıkan tartışma sırasında İsmail’in elindeki demirle …’un kafasına vurduğu, bağrışma seslerini duyan … ile tanık İsmail Taş’ın her ikisini ayırdıkları, daha sonra diğer sanık … ile temyiz dışı …’un da bahçeye gelmek suretiyle kavgaya dâhil olarak … ile birlikte …’yı kasten yaraladıklarının iddia edildiği olayda;
Sanık …’nın lehe hükümlerin uygulanması yönünde bir talebinin bulunmaması karşısında, TCK’nın 51. maddesinin uygulanmasına ilişkin olumlu veya olumsuz karar verilmediğinden bahisle bozma talep eden tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
1-Sanık … hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin 1. fıkrasının “c” bendinde yer alan haklardan, sadece kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, altsoyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c. maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısı ile sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün görüldüğünden, sanık hakkında kurulan hüküm fıkrasından 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin tamamen çıkartılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın “c” bendinde yer alan, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2) Sanıklardan …, … ve … haklarında mala zarar verme; … hakkında kasten yaralama, konut dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlere yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a)Sanık … hakkında soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete tabi olan mala zarar verme suçuna ilişkin olarak mağdurlar … ve …’un 25.03.2011 tarihli oturumdaki duruşmada sanıktan şikâyetçi olmadıklarını beyan etmiş olmaları karşısında, sanığa şikâyetten vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorularak, kabul etmesi halinde kamu davasının, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 73/4. ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddeleri gereğince düşürülmesi gerektiği gözetilmeden, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
b) Katılan …’in rızasına aykırı olarak girildiği iddia edilen bahçenin etrafının duvarla çevrili olup olmadığı ve konutun eklentisi niteliğinde bulunup bulunmadığının saptanması bakımından, olay yerinde keşif yapılması ve tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ile mahkumiyet kararı verilmesi,
c)Tanık …’ın soruşturma aşamasındaki beyanında, katılan …’in elinde demir olduğunu, … ve temyiz dışı
… ve …’nin tekme tokat sanığa vurduklarını belirtmesi ve İsmail’in adli muayene raporundan, sağ el küçük parmakta oluşan sıyrık dışında bir yaralanmasının bulunmadığının anlaşılması ile iddia edilen sopaların ele geçirilememesi karşısında, sanık …’in katılanı silahtan sayılacak sopa ile yaraladığına dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gözetilmeden, kovuşturma ile özellikleri ve nitelikleri belirlenemeyen ele geçirilememiş sopanın silahtan sayılarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 86/3-e. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
d)Tüm dosya kapsamından ve tanık beyanlarından; katılan sanık …’in kendisiyle konuşmaya gelen …’un kafasına demirle vurmak suretiyle ilk haksız hareketi başlattığının anlaşılması karşısında; sanık … hakkında kasten yaralama suçundan hüküm kurulurken TCK’nın 29. maddesinde yer alan haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmaması,
e)Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 11.11.2010 tarihli iddianamesindeki sevk ve anlatıma göre, sanıklar …, … ve … haklarında katılan …’ya yönelik mala zarar verme suçundan açılmış kamu davası bulunmadığı halde, yazılı gerekçeyle beraatlarına karar verilmesi,
f)Katılan sanık … hakkında yaralama suçundan hüküm kurulurken 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin 1. fıkrasının “c” bendinde yer alan haklardan, sadece kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, altsoyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c. maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısı ile sanıklar …, … ve …’nın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.